The leader dismissed the demonstrators in the park.
- Lider parktaki göstericileri görevden attı.
The police brawled with the demonstrators.
- Polis göstericilerle dalaştı.
Police used rubber bullets to subdue the rioters.
- Polis göstericileri dağıtmak için plastik mermi kullandı.
The rioters were forcibly removed from the plaza.
- Göstericiler zorla plazadan çıkarıldılar.
The protesters burnt down the synagogue.
- Göstericiler sinagogu ateşe verdiler.
The police threw many tear-gas grenades at the protesters.
- Polis, göstericilere birçok göz yaşartıcı bomba attı.
Oh! Show it to me please.
- Ah! Onu bana göster lütfen.
I showed her my room.
- Ona kendi odamı gösterdim.
Will you show me the way to the bank?
- Bana bankaya giden yolu gösterir misiniz?
Please show me your picture.
- Lütfen bana resmini göster.
She pointed her finger at him accusingly.
- O, suçlarcasına parmağını ona gösterdi.
Jim makes a point of jogging three miles every day.
- Jim günde üç mil koşmaya özen gösterir.
The chart illustrates how the body works.
- Tablo vücudun nasıl çalıştığını göstermektedir.
I will give you a good example to illustrate what I mean.
- Ne demek istediğimi göstermek için size güzel bir örnek vereceğim.
Open an image and select an image layout. Click Open for opening an image. Click Quit for quitting the program. Image Layout feature allows you to view in any layout.
- Bir resim açın ve bir resim düzeni seçin. Bir resim açmak için Aça tıklatın. Programdan çıkmak için Çıkışı tıklatın. Resim Düzeni özelliği herhangi bir düzende göstermenize olanak tanır.
I want to show you a spectacular view.
- Sana muhteşem bir manzara göstermek istiyorum.
I went in the direction my friend indicated.
- Ben arkadaşımın gösterdiği yönde gittim.
The red traffic light indicates stop.
- Kırmızı trafik ışığı dur gösterir.
The painting shows a young woman combing her hair before a mirror.
- Tablo, aynanın önünde saçlarını tarayan genç bir kadını gösteriyor.
This figure is a mirror of the decrease in imports of crude oil.
- Bu şekil ham petrol ithalatının azaldığının bir göstergesidir.
What I most noticed about my Japanese high school, however, was the great respect shown by students toward their teachers.
- Her nasılsa, Japon lisem hakkında en fazla fark ettiğim şey öğrenciler tarafından öğretmenlerine gösterilen büyük saygıydı.
The attack was shown on video.
- Saldırı videoda gösterildi.
I went in the direction my friend indicated.
- Ben arkadaşımın gösterdiği yönde gittim.
This is the route indicated in the map.
- Bu, haritada gösterilen yoldur.
There's a good movie screening today.
- Bugün iyi bir film gösterimi var.
Her health screening showed no negative results.
- Onun sağlık taraması olumsuz sonuçlar göstermedi.
In the contest he fully displayed what ability he had.
- O, yarışmada hangi yeteneğe sahip olduğunu gösterdi.
Tom displayed the contents of his wallet.
- Tom cüzdanının içindekileri gösterdi.
If you see the lion baring its teeth, don't think that the lion is smiling at you.
- Aslanın dişlerini gösterdiğini görürsen, sana gülümsediğini sanma.
Thanks for showing me how to do that.
- Nasıl yapacağımı bana gösterdiğin için teşekkürler.
The teenager is showing off his new car.
- Delikanlı yeni arabasını gösteriyor.
There's a good movie screening today.
- Bugün iyi bir film gösterimi var.
Her health screening showed no negative results.
- Onun sağlık taraması olumsuz sonuçlar göstermedi.
He never made a display of his learning.
- O asla öğrendikleri ile ilgili bir gösteri yapmadı.
In the contest he fully displayed what ability he had.
- O, yarışmada hangi yeteneğe sahip olduğunu gösterdi.
There is no sign indicating that this is a meeting room.
- Bunun bir toplantı odası olduğunu gösteren hiçbir işaret yok.
Dan began displaying symptoms of Alzheimer's.
- Dan, Alzheimer belirtileri göstermeye başladı.
Tom demonstrated how to core an apple.
- Tom elmanın göbeğini nasıl çıkaracağını gösterdi.
African Americans demonstrated for civil rights.
- Afrikalı Amerikalılar sivil haklar için gösteri yaptılar.
There were no tickets available for Friday's performance.
- Cuma gösterisi için mevcut hiç bilet yoktu.
After the performance, she went backstage.
- O, gösteriden sonra kulise gitti.
These letters reveal her to be an honest lady.
- Bu mektuplar onun dürüst bir kadın olduğunu gösteriyor.