I was appalled by her lack of good manners.
- Onun görgü yokluğu yüzünden dehşete düştüm.
You can teach good manners to children without resorting to punishment.
- Cezaya başvurmadan çocuklara görgü öğretebilirsiniz.
There's proper etiquette for everything, even an orgy.
- Her şey için görgü kuralı vardır, hatta bir seks partisinin bile.
I'm going to have to teach you all some manners!
- Sana bazı görgü kurallarını öğretmek zorunda kalacağım!
Who taught them table manners?
- Masa görgüsünü onlara kim öğretti?
This book is on the manners and customs of America.
- Bu kitap Amerika'nın görgü ve gelenekleri üzerinedir.
By studying overseas, students can come into contact with other manners and customs.
- Yurt dışında eğitim görerek, öğrenciler diğer görgü ve gelenekler ile temas kurabilirler.
Tom is an eyewitness.
- Tom bir görgü tanığı.
We've found an eyewitness that says you shot Tom.
- Senin Tom'u vurduğunuzu söyleyen bir görgü tanığı bulduk.