I got together with her mainly because we seemed to share the same feelings about things.
- Daha çok şeyler hakkında aynı hisleri paylaşıyor gibi göründüğümüzden onunla anlaşmaya vardım.
The sky seemed to blend with the sea.
- Gökyüzü,deniz ile karışmış gibi göründü.
A girl appeared before me.
- Benim önümde bir kız göründü.
The grey man appeared in the doorway.
- Gri adam kapıda göründü.
She failed to appear.
- Görünen o ki kız başarısız oldu.
The girl appeared sick.
- Kız hasta görünüyordu.
It seems to me that you are wrong.
- Bana öyle görünüyor ki sen hatalısın.
Your suggestion seems reasonable.
- Önerin mantıklı görünüyor.
The world is a place of seemingly infinite complexity.
- Dünya görünüşte sonsuz karmaşanın olduğu bir yer.
Seemingly impossible things sometimes happen.
- Görünüşte imkansız şeyler bazen olur.
Tom and Mary seem to be suited for each other.
- Tom ve Mary birbirleri için uygun görünüyorlar.
You seem to be a little under the weather.
- Biraz keyifsiz gibi görünüyorsun.