göründü

listen to the pronunciation of göründü
Турецкий язык - Английский Язык
seemed

I got together with her mainly because we seemed to share the same feelings about things. - Daha çok şeyler hakkında aynı hisleri paylaşıyor gibi göründüğümüzden onunla anlaşmaya vardım.

The sky seemed to blend with the sea. - Gökyüzü,deniz ile karışmış gibi göründü.

appeared

A girl appeared before me. - Benim önümde bir kız göründü.

The grey man appeared in the doorway. - Gri adam kapıda göründü.

görün
appear

She failed to appear. - Görünen o ki kız başarısız oldu.

The girl appeared sick. - Kız hasta görünüyordu.

görün
seem

It seems to me that you are wrong. - Bana öyle görünüyor ki sen hatalısın.

Your suggestion seems reasonable. - Önerin mantıklı görünüyor.

görün
{f} seeming

The world is a place of seemingly infinite complexity. - Dünya görünüşte sonsuz karmaşanın olduğu bir yer.

Seemingly impossible things sometimes happen. - Görünüşte imkansız şeyler bazen olur.

görün
seem to be

Tom and Mary seem to be suited for each other. - Tom ve Mary birbirleri için uygun görünüyorlar.

You seem to be a little under the weather. - Biraz keyifsiz gibi görünüyorsun.

görün
{f} emerging
görün
loom
kara göründü
land ho
takke düştü, kel göründü
(Atasözü) Now we see what dirty work he's been up to./Now we know the embarrassing truth