farket

listen to the pronunciation of farket
Турецкий язык - Английский Язык
{f} spotted
{f} spot
{f} spotting
realize

Tom didn't realize Mary was so rich. - Tom Mary'nin o kadar zengin olduğunu farketmedi.

It was not until Lucy left me that I realized how much I loved her. - Lucy beni terkedinceye kadar onu ne kadar çok sevdiğimi farketmedim.

{f} perceived