Bir kedi haricinde ev boştu.
- The house was empty except for a cat.
Onun haricinde hiç kimse yoktu.
- No one was absent except her.
Pazar günleri hariç her gün çalışırım.
- I work every day except for Sundays.
Ben hariç herkes şarkı söylüyordu.
- Everybody was singing except me.
Üç gün boyunca bir şey yememişti, adamın gıda dışında herhangi bir şey hakkında düşünme sorunu vardı.
- The man, who had not eaten for three days, had trouble thinking about anything except food.
Benim dışında herkes meşgul.
- Everybody is busy except me.
Bu istisnai bir durumdur.
- This is an exceptional case.
Bu kuralın istisnaları yoktur.
- This rule has no exceptions.
Beklemekten başka, bir şey yapılamazdı.
- Nothing could be done, except wait.
Tom'un sonuçları kabul etmekten başka seçeneği yoktu.
- Tom had no choice except to accept the consequences.
Bu saati satın alırdım fakat çok pahalı.
- I would buy this watch, except it's too expensive.
Offensive wars, except the cause be very just, I will not allow of.
I never made fun of her except teasingly.
he was a great lover of music, and perhaps, had he lived in town, might have passed for a connoisseur; for he always excepted against the finest compositions of Mr Handel.