John hariç, onların hepsi geldi.
- Except for John, they all arrived.
Pazar günleri hariç her gün çalışırım.
- I work every day except for Sundays.
Bazı değişiklikler hariç olmak üzere, proje onaylandı.
- Except for some modifications, the project was approved.
Fırtına olmasaydı daha erken varırdım.
- Except for the storm, I would have arrived earlier.
Baş ağrım olmasaydı giderdim.
- I would go except for my headache.
Bir kedi haricinde ev boştu.
- The house was empty except for a cat.
Mary'nin haricinde hepimiz Tom'un partisine gittik.
- All of us went to Tom's party except for Mary.
Evimiz otobüs durağına uzak olmasının haricinde oldukça tatminkardır.
- Our house is quite satisfactory except that it is rather a long way to the bus stop.
Bir kedi haricinde ev boştu.
- The house was empty except for a cat.
Ben hariç herkes şarkı söylüyordu.
- Everybody was singing except me.
Pazar günleri hariç her gün çalışırım.
- I work every day except on Sunday.
İnsanların yiyecek için avlanmanın dışında yapacakları çok az şeyleri vardı.
- The men had little to do except hunt for food.
Benim dışında herkes meşgul.
- Everybody is busy except me.
Bu istisnai bir durumdur.
- This is an exceptional case.
Bu kuralın istisnaları yoktur.
- This rule has no exceptions.
Ona katlanmaktan başka seçimimiz yoktu.
- We had no choice except to put up with it.
Beklemekten başka, bir şey yapılamazdı.
- Nothing could be done, except wait.
Bu saati satın alırdım fakat çok pahalı.
- I would buy this watch, except it's too expensive.
Offensive wars, except the cause be very just, I will not allow of.
I never made fun of her except teasingly.
he was a great lover of music, and perhaps, had he lived in town, might have passed for a connoisseur; for he always excepted against the finest compositions of Mr Handel.
... except for the really hard questions. ...
... purpose computer that runs all the programs except for the one that pisses me off?" [laughter] ...