O her sabah koşmaya gider.
- She goes running every morning.
Her gün İngilizce çalışıyor musun?
- Do you study English every day?
O her birkaç günde buraya gelir.
- He comes here every few days.
Yalnızca her birey ona karşı harekete geçmeye karar verirse, AIDS durdurulabilir.
- AIDS can be stopped only if every person decides to take action against it.
Doktor günaşırı onu ziyaret eder.
- The doctor visits her every other day.
O, günaşırı onu aradı.
- He called her every other day.
Kütüphanede bütün kitapları okudum.
- I have read every book in the library.
Her cumartesi bütün evi temizleriz.
- Every Saturday we clean the whole house.
Harika değişik iklimleri sayesinde, Amerika Birleşik Devletleri, hemen hemen her türlü spor için bir cennettir.
- The United States is a paradise for almost every kind of sports, thanks to its wonderfully varied climate.
Öyle yapmak için her türlü nedeni vardı.
- He had every reason for doing so.