Those rogue rebels do not deserve to roam the Earth.
- Bu haydut isyancılar dünyada dolaşmayı hak etmiyorlar.
My cat likes to roam at night.
- Kedim geceleri dolaşmaktan hoşlanır.
He likes to walk about in the park.
- Parkta dolaşmaktan hoşlanıyor.
I don't want to get in anybody's way.
- Ayak altında dolaşmak istemiyorum.
It was almost impossible to get around on that street.
- O caddede dolaşmak neredeyse olanaksızdı.
He likes to walk about in the park.
- Parkta dolaşmaktan hoşlanıyor.
Don't worry. There'll be plenty to go around.
- Merak etmeyin. Dolaşmak için çok yer olacak.
My dream is to travel the world.
- Hayalim dünyayı dolaşmaktır.
Tom wanted to travel around the world.
- Tom dünyayı dolaşmak istedi.
There's enough food to go round.
- Dolaşmak için yeterli yiyecek var.
A rumor circulated through the city.
- Şehirde bir söylenti dolaşıyordu.
He circulated from table to table at the reception.
- Kabulde masadan masaya dolaştı.
Let's stroll around the bazaar!
- Çarşının etrafında dolaşalım.
Tom and Mary took a stroll together.
- Tom ve Mary birlikte çevreyi dolaştı.
Tom cruised down Park Street in his new sports car.
- Tom yeni spor arabasıyla Park Caddesinde dolaştı.
It was almost impossible to get around on that street.
- O caddede dolaşmak neredeyse olanaksızdı.