Çok ağırbaşlı görünüyorsun.
- You look very dignified.
Cenazede, dul kadın siyah takım elbisesi, şapkası ve eldiveni ile çok ağırbaşlı görünüyordu.
- At the funeral, the widow looked very dignified, with her black suit, hat and gloves.
Tom ağırbaşlı görünmeye çalıştı.
- Tom tried to look dignified.
Çok ağırbaşlı görünüyorsun.
- You look very dignified.
Sen benden çok daha onurluyorsun.
- You're so much more dignified than I am.
Anne, en onurlu tavrıyla Sorunun ne olduğunu açıklar mısın? diye sordu.
- Will you explain what the trouble is? asked Anne, in her most dignified manner.
O saygın bir iş adamı gibi görünüyor ama aslında Mafyanın bir üyesidir.
- He seems like a respectable businessman, but he's really part of the Mafia.
Bu saygın bir performans oldu, ama kesinlikle heyecan verici değildi.
- That was a respectable performance, but it definitely wasn't sensational.
Your worth will dignify our feast. - B. Jonson.
... live dignified lives you know ...