I know one of them but not the other.
- Birini tanıyorum da ötekini değil.
I like to play sport for fun not for competition.
- Sporu rekabet için değil zevk için yapıyorum.
The trouble with the world isn't that people know too little, but they know so many things that ain't so.
- Dünya ile ilgili sorun insanların çok az bilmesi değil fakat öyle olmayan çok şey bilmeleridir.
If it ain't broke, don't fix it.
- Bozuk değilse tamir etme.
I am nothing but a poor peasant.
- Fakir bir köylüden başka bir şey değilim.
To tell the truth, I am not your father.
- Doğruyu söylemek gerekirse, ben senin baban değilim.
YouTube is not a good website.
- YouTube iyi bir web sitesi değildir.
John is not as old as Bill; he is much younger.
- John Bill kadar yaşlı değil; çok daha genç.