Tom came to our house uninvited.
- Tom evimize davetsiz geldi.
We had some uninvited guests last night.
- Dün gece bazı davetsiz misafirlerimiz vardı.
Happiness is always unexpected.
- Her zaman davetsiz gelir mutluluk.
We don't like unexpected guests.
- Davetsiz misafirleri sevmiyoruz.
I had to decline the invitation because I was ill.
- Hasta olduğum için daveti geri çevirmek zorunda kaldım.
I'm grateful for the invitation.
- Ben, davet için minnettarım.
I didn't want to intrude.
- Ben davetsiz gelmek istemedim.
Each member was called upon.
- Her üye davet edildi.
A few months ago I received a call from Mr Lemond.
- Birkaç ay önce Bay Lemond'dan bir davet aldım.
We invited him to the dinner party.
- Biz onu akşam yemeği partisine davet ettik.
We were not invited to the party.
- Partiye davet edilmedik.
Tom was stupid enough to challenge Mary to a game of chess.
- Tom Mary'yi bir satranç oyununa davet edecek kadar aptaldı.
It's going to be a big challenge.
- Bu büyük bir davet olacak.
The corporation invited bids for the construction project.
- yolsuzluk, inşaat-yapı projesi için fiyat teklifine davet etti