Windows is the most used operating system in the world.
- Dünyada en çok kullanılan işletim sistemi Windows'tur.
He has many enemies in the political world.
- Politik dünyada pek çok düşmanı var.
The view of the Earth from the Moon is one of the iconic images of the 20th century.
- Dünya'nın Ay'dan görüntüsü, 20. yüzyılın ikonik resimlerinden birisidir.
Life never ends but earthly life does.
- Hayat hiç bitmez fakat dünyadaki hayat biter.
The equator divides the globe into two hemispheres.
- Ekvator dünyayı iki yarımküreye böler.
The new jet circles the globe in twenty-four hours.
- Yeni jet, dünyanın çevresini yirmi dört saatte dolaşıyor.
Without music the world is a vale of tears.
- Müziksiz dünya çile dünyasıdır.
Many people in the world are hungry.
- Dünyada birçok insan açtır.
A lot of people want peace all over the world.
- Dünyanın her yerinde çok sayıda insanlar barış istiyorlar.
If everybody thought the way I did, the world would be a much better place.
- Herkes benim gibi düşünse, dünya daha iyi bir yer olurdu.
A merry Christmas to everybody! A happy New Year to all the world!
- Mutlu Noeller herkese! Tüm dünyaya mutlu bir yılbaşı!
One can't discount a global disaster like a virulent plague.
- Kimse, öldürücü bir salgın gibi dünya çapında bir felaketi önemsememezlik edemez.
The Second World War was not yet over.
- İkinci Dünya Savaşı henüz bitmedi.
The Cold War began after World War Two.
- Soğuk Savaş İkinci Dünya Savaşından sonra başladı.
The government's actions were condemned worldwide.
- Hükümetin etkinlikleri dünya çapında kınandı.
Despite adversity, the architect achieved worldwide fame.
- Sıkıntıya rağmen, mimar dünya çapında üne ulaştı.
Is there life on other worlds?
- Diğer dünyalarda yaşam var mı?
If this is the best of all possible worlds, what are the others like?
- Bu bütün olası dünyaların en iyisi ise diğerleri nasıldır?
All the world speaks English.
- Bütün dünya İngilizce konuşuyor.
All the world loves a lover.
- Bütün dünya bir sevgiliyi seviyor.
I think you're the most beautiful woman in the whole wide world.
- Sanırım sen bütün dünyada en güzel kadınsın.