cooperate

listen to the pronunciation of cooperate
Английский Язык - Турецкий язык
{f} işbirliği yapmak

İşbirliği yapmak istiyorum. - I'd like to cooperate.

Tom'a işbirliği yapmak için ne karar verdirdi. - What made Tom decide to cooperate?

(Ticaret) beraber çalışmak
işbirliği yap

Tom işbirliği yapmak için istekli. - Tom is willing to cooperate.

Birbirimizle işbirliği yapmak zorunda kaldık. - We had to cooperate with each other.

elbirliği
işbirliği

İşbirliği yapmanı öneririm. - I suggest you cooperate.

Birbirimizle işbirliği yapmak zorunda kaldık. - We had to cooperate with each other.

birlikte çalışma
destek
yardım
birlikte çalış
destek olmak
[v] birlikte çalışmak
{f} destek olmak (karşılıklı)
birlikte çalış,işbirliği yap
{f} işbirliği etmek
{f} birlikte çalışmak
{f} yardımlaşmak
el ele vermek
cooperate with
işbirliği yapmak
hand
{f} uzatmak

Raporu ona uzatmak istedim ama unuttum. - I intended to hand the paper to him, but I forgot to.

Yapman gereken tek şey bu kitabı ona uzatmak. - All you have to do is to hand this book to him.

hand
{f} elle vermek, uzatmak: Please hand me that book. O kitabı bana uzatır mısınız?
hand
(isim) el, parti, yardım, pay, parmak, ustalık, yetenek, usta, kurt, ibre, akrep, yelkovan, taraf, demet, salkım, hevenk, alkış, evlilik sözü
hand
{i} taraf

Bir taraftan seni yemeğe davet etmek için, diğer taraftan sana oğlumun evleneceğini söylemek için seni aradım. - I called you, on the one hand to invite you out to eat, and on the other to tell you my son is going to get married.

Diğer taraftan, bazı dezavantajları var. - On the other hand, there are some disadvantages.

hand
{i} hevenk
hand
{i} usta

Onunla çok ustaca başa çıktın. - You handled that very skillfully.

Aleti ustalıkla idare etti. - He handled the tool skillfully.

hand
{i} alkış

Tom ellerini alkışladı. - Tom clapped his hands.

Tom elleriyle alkışladı. - Tom clapped his hands together.

hand
{i} salkım
hand
{i} parmak

Öğrencilerden biri soru sormak için parmak kaldırdı. - One of the students raised his hand to ask a question.

Elin beş parmağı var: başparmak, işaret parmağı, orta parmak, yüzük parmağı ve serçe parmak. - The hand has five fingers: the thumb, the index finger, the middle finger, the ring finger, and the pinky.

hand
{i} parti
hand
{i} yetenek

Amatör şarkıcı eller aşağı yetenek yarışmasında birincilik ödülünü almıştır. - The amateur singer won first in the talent show hands down.

O yetenekli bir adam ama diğer taraftan o bizim hakkımızda çok soru soruyor. - He is able man, but on the other hand he asks too much of us.

hand
(Askeri) tayfadan biri
hand
(Askeri) tayfa
hand
yanında

O, eli cebinde kapının yanında duruyordu - He was standing by the gate with his hand in his pocket.

Al. Bunu yanında taşı. İşine yarayabilir. - Here. Take this with you. It might come in handy.

hand
kontrol

İşler biraz kontrolden çıktı. - Things got a little out of hand.

El yıkama, bakterileri kontrol etmek için bir yoldur. - Hand washing is one way to control bacteria.

hand
{i} evlilik sözü
to cooperate
işbirliği
cooperator
{i} iş arkadaşı
cooperator
{i} kooperatif üyesi
cooperator
işbirlikçi
cooperator
{i} ortak
hand
karar vermek hand in yetkili bir kimseye vermek
hand
{i} ırgat, rençper; işçi
hand
yardı

Sana yardım edebilir miyim? - Could I give you a hand?

Bana yardım edebilir misin? - Could you lend me a hand?

hand
hand it to argo haklı olarak övmek
Английский Язык - Английский Язык
To function in harmony, side by side
To allow for mutual unobstructed action
To work or act together, especially for a common purpose or benefit
To engage in economic cooperation
{f} work together
work together on a common enterprise of project; "The soprano and the pianist did not get together very well"; "We joined forces with another research group"
co-operate
Alternative spelling of cooperate
co-operate
{v} to work, labor or act with
To cooperate
hand
co-operate
If you co-operate, you do what someone has asked or told you to do. He agreed to co-operate with the police investigation The plan failed because the soldiers refused to co-operate. + co-operation co-operation The police underlined the importance of the public's co-operation in the hunt for the bombers. = assistance
co-operate
work together
co-operate
If you co-operate with someone, you work with them or help them for a particular purpose. You can also say that two people co-operate. The UN had been co-operating with the State Department on a plan to find countries willing to take the refugees The couple spoke about how they would co-operate in the raising of their child + co-operation co-operation A deal with Japan could indeed open the door to economic co-operation with East Asia
cooperated
past of cooperate
cooperates
third-person singular of cooperate
cooperating
present participle of cooperate
cooperator
one who cooperates; an associate
cooperator
{i} person who works together with others
cooperator
an associate who works with others toward a common goal; "partners in crime"
cooperate
Избранное