You don't have to answer quickly.
- Çabucak cevap vermek zorunda değilsin.
Tom didn't want to answer the question.
- Tom soruya cevap vermek istemedi.
The president was nice enough to respond to my letter.
- Başkan benim mektubuma cevap vermek için yeterince kibardı.
You don't have to respond by letter.
- Mektupla cevap vermek zorunda değilsin.
Sorry, I still don't know enough to reply in Esperanto.
- Üzgünüm, Esperanto cevap vermek için hâlâ yeterince bilmiyorum.
If you don't want to reply, you don't have to.
- İstemiyorsan cevap vermek zorunda değilsin.
You don't have to reply today.
- Bugün cevap vermek zorunda değilsin.
I answer for her honesty.
- Onun dürüstlüğü için cevap veriyorum.
You ought to answer for what you have done.
- Yaptıkların için cevap vermelisin.
He didn't reply to my letter.
- O, mektubuma cevap vermedi.
She didn't reply to my letter.
- O, mektubuma cevap vermedi.
I called his office again and again, but no one answered.
- Onun bürosunu tekrar tekrar aradım fakat kimse cevap vermedi.
Ask only questions that can be answered with yes or no.
- Sadece evet ya da hayır ile cevap verilebilen sorular sorun.
The quality of higher education must answer to the highest international standards.
- Daha yüksek eğitim kalitesi, en yüksek uluslararası standartlara cevap vermelidir.
He'll answer your letter soon.
- Yakında mektubuna cevap verecek.