birbirleriyle

listen to the pronunciation of birbirleriyle
Турецкий язык - Английский Язык
with each other

Both sides had to compromise with each other. - Her iki taraf birbirleriyle uzlaşmak zorundaydı.

They are talking with each other. - Onlar birbirleriyle konuşuyor.

birbirleriyle yarışan
(İnşaat) competitive
birbiri
one another

We should try to understand one another. - Biz birbirimizi anlamaya çalışmalıyız.

We helped one another. - Birbirimize yardımcı olduk.

birbiri
each other

My little sister and I used to play tag a lot. We would chase each other, and the one chasing would try to tag the one being chased and yell: You're it! - Küçük kız kardeşim ve ben çok fazla kovalamaca oynardık. Birbirimizi kovalardık ve kovalayan kişi kovalanana dokunmaya çalışır ve ona Sen ebesin! diye seslenirdi.

We get closer, trying to understand each other, but just hurt each other and cry. - Birbirimizi anlamaya çalışarak yakınlaşırız fakat sadece birbirimizi incitiriz ve ağlarız.

birbiri
each other, one another
birbiri
{f} interconnected

Tatoeba is really multilingual. All the languages are interconnected. - Tatoeba gerçekten çok dilli. Bütün diller birbirine bağlıdır.

Everything is interconnected. - Her şey birbirine bağlıdır.

Турецкий язык - Турецкий язык

Определение birbirleriyle в Турецкий язык Турецкий язык словарь

BiRBiRi
Biri diğerinin yanı sıra
BiRBiRi
Karşılıklı olarak biri ötekini, öteki de onu: "O zaman on dört paşa, büyük, hudutsuz bir hayret içinde İzzet Paşa'nın, sonra da birbirlerinin yüzüne baktılar."- N. S. Örik
birbiri
Karşılıklı olarak biri ötekini, öteki de onu