O utanç içinde başını eğdi.
- She bent her head in shame.
I can only speak for myself.
- Ben sadece kendim adıma konuşabilirim.
I can't bring myself to trust his story.
- Ben onun hikayesine inanamıyorum.
My dog is almost half the size of yours.
- Benim köpeğim neredeyse boyunuzun yarısı kadar.
My opinion is similar to yours.
- Benim görüşüm seninkine benzer.
The human is an egocentric animal.
- İnsan benmerkezcil bir hayvandır.
Tom is young, rich, spoiled and egocentric.
- Tom, genç, zengin, şımarık ve benmerkezcidir.
Benzene molecules are hexagonal in shape.
- Benzen molekülleri altıgen şeklindedirler.
She had a mole on her face.
- Onun yüzünde bir ben var.
You live in Rome? Me too!
- Sen Roma'da mı yaşıyorsun? Ben de!
Do you like to travel? Me too.
- Seyahat etmeyi sever misin? Ben de.
I'm going and that's that.
- Ben gidiyorum ve hepsi bu kadar.
I'm fine and I'm not sick.
- Ben iyiyim ve hasta değilim.
I'm fine. And how are you doing?
- Ben iyiyim. Ve siz nasılsınız?
Who am I to complain?
- Ben kimim ki şikayet edeceğim?
Who am I? That's really the most important question.
- Ben kimim? Bu gerçekten en önemli soru.
He likes jazz, and so do I.
- O jazz sever, ve ben de öyle.
She likes jazz, and so do I.
- O, jazdan hoşlanır, ve ben de.
My wife usually doesn't drink coffee at night, and neither do I.
- Karım genellikle gece kahve içmez ve ben de içmem.
He doesn't speak French, neither do I.
- O, Fransızca konuşmaz, ben de.
Thomas thinks he's the center of the world. He's very egocentric.
- Thomas kendisini dünyanın merkezi zannediyor. O, çok ben merkezci.
It'll just be you and me.
- Sadece sen ve ben olacak.
It's just you and me now.
- Şimdi sadece sen ve ben.
... >> PHILLIPS: Great. Um...we had another question come in, Ben, while you were answering about ...
... technical error there. Let's see if we can get it right the second time. And, Ben, we ...