Fransız ve Hint Savaşı başlamıştı.
- The French and Indian War had begun.
Salona gittiğimizde, konser çoktan başlamıştı.
- When we went to the hall, the concert had already begun.
Salona gittiğimizde, konser çoktan başlamıştı.
- When we went to the hall, the concert had already begun.
Onunla ilgili anılarım azalmaya başladı.
- My memory of her has begun to recede.
O, bize başlamak için sinyal verdi.
- He gave us the signal to begin.
Ne zaman başlamak istersin?
- When would you like to begin?
Okul dokuzda başlar ve altıda biter.
- School begins at nine and is over at six.
Yağmur başlamadan önce geri dönelim.
- Let's go back before it begins to rain.
Başlangıç işin en önemli kısmıdır.
- The beginning is the most important part of the work.
O, başlangıçta zor olacak, fakat her şey başlangıçta zordur.
- At the beginning it'll be tough, but everything's tough at the beginning.
Oda basın konferansının başlamasını bekleyen muhabirlerle tıka basa doluydu.
- The room was jam-packed with reporters waiting for the press conference to begin.
Şaşırmak, merak etmek, anlamaya başlamaktır.
- To be surprised, to wonder, is to begin to understand.
I'm beginning to understand.
- I am beginning to understand.
In the beginning God created the heavens and the earth.
- In the beginning God created Heaven and Earth.
... machine learning algorithms have now begun to account for ...
... the number of people we are adding to the planet has begun to slow. ...