because of.

listen to the pronunciation of because of.
Английский Язык - Турецкий язык
yüzünden

Yağmur yüzünden gelemedim. - I couldn't come because of the rain.

Posta grev yüzünden ertelendi. - The mail is delayed because of the strike.

nedeniyle

Kötü hava nedeniyle, şehir gezisi düşünceleri terk edildi. - Because of the bad weather, any thought of sight-seeing in the city was abandoned.

Hastalık nedeniyle partiye gidemedim. - I could not go to the party because of illness.

-den dolayı
for
süresince

İki saat süresince karın içinde otobüsü bekledim. - I waited for the bus in the snow as long as two hours.

for
elverişli

Bu yer yüzmek için elverişli. - The place is convenient for swimming.

because of
naşi
because of
cihetiyle
because of
ile

Abraham, Lucy için Joseph ile kavga etti. - Abraham got into a fight with Joseph because of Lucy.

Modern iletişim ve ulaşım sistemleri sayesinde dünya küçülüyor. - Because of modern communication and transportation systems, the world is getting smaller.

because of
için

Kardeşim orduya katılmak istedi ama bir kalp rahatsızlığı nedeniyle hizmet etmek için uygun olmadığına karar verildi. - My brother wanted to join the army but because of a heart condition he was judged unfit to serve.

Babasının ani ölümü nedeniyle, eğitim için yurtdışına gitmekten vazgeçti. - He gave up going abroad to study because of his father's sudden death.

because of
sebebiyle

Şiddetli fırtına sebebiyle seyahat iptal edildi. - The trip was canceled because of the terrible storm.

Şiddetli fırtına sebebiyle gezi iptal edildi. - The trip was canceled because of the terrible storm.

for
(Bilgisayar) bu öğe için
for
yoluna

Senin için onun yoluna gireceğini umuyorum, Tom. - I hope it works out for you, Tom.

because of
dolayı

Japonya'nın dış yardımları yurttaki ekonomik yavaşlamadan dolayı kısmen azalıyor. - Japan's foreign aid is decreasing in part because of an economic slowdown at home.

Gürültüden dolayı uyuyamıyoruz. - We can't sleep because of the noise.

for
karşılığında

Herkesin, hiçbir fark gözetilmeksizin, eşit iş karşılığında eşit ücrete hakkı vardır. - Everyone, without any discrimination, has the right to equal pay for equal work.

Tom yaptığı bütün iş karşılığında ne alıyor? - What does Tom get in return for all the work he's done?

for
yüzünden

O, iki yanlış başlama yüzünden yarıştan diskalifiye edildi. - She was disqualified from the race for two false starts.

O, cinayet yüzünden hapse atılmıştır. - He was framed for murder.

for
şerefine
for
zarfında
because of
dolayısı ile
because of
(isim)deniyle, dolayı
because of
dolayısıyla
by dint of
vasıtasıyla
by dint of
-in sayesinde
by dint of
kuvvetiyle

O çaba kuvvetiyle başardı. - He succeeded by dint of effort.

by dint of
(Fiili Deyim ) 1-kuvvetiyle 2- vasıtasıyla 3- sayesinde
for
{e} karşı

Mağdur kimselerin yiyecek ve giyecek ihtiyaçlarını karşılamalıyız. - We must provide food and clothes for the victims.

Biriyle ilk defa karşılaştığında,konuşmayı hafif sürdür. - When meeting a person for the first time, keep the conversation light.

for
{e} uygun

Onun görev için uygunluğundan hiç kimsenin kuşkusu yok. - No one doubts her fitness for the post.

Bu oda uyumak için uygun değil. - This room is not suitable for sleeping.

for
{e} doğru

Gemi kıyıya doğru gitti. - The ship made for the shore.

O, iş için doğru kişidir. - He is the proper person for the job.

for
{e} yönünde
for
adına

Pele, birçok önemli maçta Brezilyalı takımlar adına oynadı. - Pele played for the Brazilian teams in many important matches.

O evsizler adına konuştu. - She spoke for the homeless.

for
namına
Английский Язык - Английский Язык
along of

Turning against your own poor father, to set them bloody-minded soldiers on him! And now he'll be taken and hanged, and I shall be a poor miserable widow woman all along of you! — Charlotte M. Yonge, The Carbonels, 1896.

On account of; by reason of; for sake of, for the purpose of; by dent of; on the force of; by way of
for

He can't see the forest for the trees. - Because of these trees, he can't see the forest.

Because my nephew was still young, he was forgiven. - My nephew was excused because of his youth.

due to, on account of, for
On account of; by reason of
by dint of
because of.

    Расстановка переносов

    be·cause of

    Видео

    ... And because of Fibonacci, ...
    ... And because of that, I think we, as Google, and as an ...
Избранное