The plague came from the swamp.
- Veba bataklıktan geldi.
He lives alone in a little cottage in the swamp.
- O, bataklıkta küçük bir kulübede tek başına yaşıyor.
The marsh is knee-deep.
- Bataklık diz boyudur.
Lots of herons live in the marsh.
- Bataklıkta birçok balıkçıl yaşar.
Tom pulled Mary out of the quicksand.
- Tom Mary'yi bataklıktan çıkardı.
You can't build buildings on swampy land.
- Bataklık arazi üzerinde binalar yapamazsın.