Bu kitap için herhangi bir çekicilik hissediyor musun?
- Do you feel any attraction for this book?
O önemli bir turistik çekicilik.
- It's a major tourist attraction.
Bu kitap için herhangi bir cazibe hissediyor musun?
- Do you feel any attraction for this book?
Åland adalarının en önemli cazibeleri samimi insanlar ve güzel manzara.
- The most important attractions of the Åland Islands are the friendly people and the beautiful scenery.
Gezegenlerin kütlesi evrensel çekim yasasına göre hesaplanır.
- The mass of the planets is calculated according to the law of universal attraction.
Yer çekimi herhangi iki kütle, herhangi iki organ ya da herhangi iki parçacık arasında olan bir çekim kuvvetidir.
- Gravity is a force of attraction that exists between any two masses, any two bodies, or any two particles.
Çocuklar bazen sırf ilgi çekmek için ağlarlar.
- Children often cry just to attract attention.
Kendinize dikkat çekmek için bir şey yapmayın.
- Don't do anything to attract attention to yourself.
Onun görünümünü çekici bulurum.
- I find her appearance attractive.
Jon, Tom'dan çok daha çekicidir.
- Jon is far more attractive than Tom.
Senin için cazip bir teklifim var.
- I've got an attractive proposition for you.
Bu düşünce çok cazip.
- The idea is very attractive.
You know you hard to believe girl I mean fatal attration.
Sanırım o, alımlı ve çekici.
- I think she is charming and attractive.
Mary çok cazibeli bir kadın.
- Mary is a very attractive woman.
Bu saray bizim şehirde en ünlü ve en iyi takdir edilen cazibesidir.
- This palace is the most famous and best appreciated attraction in our city.
The Moon is held in its orbit by the attraction of the Earth's gravity.
I felt a strange attraction towards the place.
The new mall should be a major attraction.
Advertising is designed to attract customers.
His big smile and brown eyes instantly attracted me.
... that it would be like a tourist attraction. ...
... you can feel the stumbles attraction for you ...