Bebeğiniz pişiklere eğilimli ise, bebeğinizin altını temizledikten sonra bebek bezi kremi, toz veya vazelin uygulamak isteyebilirsiniz.
- If your baby is prone to rashes, you may want to apply diaper cream, powder, or petroleum jelly after cleaning your baby's bottom.
Bir vize için başvurmak istiyorum.
- I'd like to apply for a visa.
İki dilli gençler başvurmak için teşvik edilmektedir.
- Bilingual teenagers are encouraged to apply.
Bu iş için başvuruda bulunmak size kalmış.
- It is up to you to apply for the job.
Eğer sistem istikrarlı değilse, son değer teoremi uygulanmaz.
- The final value theorem does not apply if the system is not stable.
İyi bir sonuç için iki tabaka boya uygula.
- Apply two coats of the paint for a good finish.
Tom bir bilgisayar şirketindeki bir iş için başvuracak.
- Tom is going to apply for a job with a computer company.
Neden bu işe başvurmuyorsun?
- Why not apply for that job?
O, işsizlik yardımı için başvurmak istiyor.
- He wants to apply for JSA.
O işe başvurmak için yeterince iyi şekilde Fransızca konuşmuyorum.
- I don't speak French well enough to apply for that job.
Tom, Harvard'a başvurmam için beni yüreklendirdi.
- Tom encouraged me to apply to Harvard.
Bir kredi için bir bankaya başvurmamız gerekiyor.
- We need to apply to the bank for a loan.
Sen yaşına bakılmaksızın bir fiziksel uygunluk testi için başvuruda bulunabilirsin.
- You can apply for a physical fitness test regardless of your age.
Her yıl binlerce kişi siyasi sığınma için başvuruyor.
- Thousands of people apply for political asylum each year.
Bu kural birinci sınıf öğrencilerine uygulanmaz.
- This rule doesn't apply to first-year students.
Bu sadece eril isimlere mi uygulanır?
- Does it only apply to masculine nouns?
Botanik, uygulamalı bir bilim dalıdır.
- Botany is an applied science.
Bugünün kuramsal matematiği yarının uygulamalı matematiğidir.
- Today's pure mathematics is tomorrow's applied mathematics.
Dikkatsizce uygulandığı zaman bilim tehlikeli olabilir.
- Science can be dangerous when applied carelessly.
Tolerans kötülüğe uygulandığında bir suç olur.
- Tolerance becomes a crime when applied to evil.
Bugünün nazari matematiği yarının tatbikî matematiğidir.
- Today's pure mathematics is tomorrow's applied mathematics.
Yaraya bir bandaj uyguladı.
- She applied a bandage to the wound.
Bu kural her durumda uygulanamaz.
- This rule can't be applied to every situation.
Bu bir yasadır, bu yüzden herkese uygulanır.
- This is a law, so it applies to everybody.
Bu baskıyı kim uyguluyor?
- Who's applying this pressure?
Many of them don't know it, but almost a third of the inmates are eligible to apply for parole or work-release programs.
I applied myself to him for help.
Yet God at last To Satan, first in sin, his doom applied.
That rule only applies to foreigners.
Apply thine heart unto instruction, and thine ears to the words of knowledge.
His parents wished he'd applied himself better while he was in school.
... we will apply all of this for you on all of your photographs ...
... how to apply makeup. ...