Hurrying leads to mistakes being made.
- Acele etmek hataların yapılmasına yol açar.
Don't hurry if there's no purpose to your hurrying.
- Acele etmen için bir amacın yoksa acele etme.
Take your time, or you may make some mistakes.
- Acele etme, yoksa bazı hatalar yapabilirsin.
Take your time, or you may make some mistake.
- Acele etmeyin, yoksa hata yapabilirsiniz.
Although you rushed, you're not ready.
- Acele etmene rağmen, sen hazır değilsin.
There's no need to rush.
- Acele etmeye gerek yok.
Be more careful. Rushing through things is going to ruin your work.
- Daha dikkatli ol.Her şeye acele etmek işlerini berbat edecektir.
I didn't want to rush into anything.
- Ben hiçbir şeye acele etmek istemedim.
You have to hurry up so you'd catch the last train.
- Son treni yakalamak için acele etmek zorundasın.
Anyhow it will be a good idea to hurry up.
- Nasıl olsa acele etmek iyi bir fikir olacak.
We've really got to hurry.
- Gerçekten acele etmek zorundayız.
Sorry, but I have to hurry. I have no time to explain this in detail.
- Üzgünüm, ama acele etmek zorundayım. Bunu detaylı açıklamak için vaktim yok.
You'd better hurry up.
- Acele etsen iyi olur.
Hurry up or you'll miss the train.
- Acele et, yoksa treni kaçıracaksın.
I hurried in order to catch the first train.
- İlk treni yakalamak için acele ettim.
He hurried so as to be in time for the train.
- Trene zamanında yetişmek için acele etti.
Sami rushed to pick up Layla from school.
- Sami, Leyla'yı okuldan almak için acele etti.
Although you rushed, you're not ready.
- Acele etmene rağmen, sen hazır değilsin.
I don't see any reason for hurrying.
- Ben acele etmek için herhangi bir neden görmüyorum.
Don't hurry if there's no purpose to your hurrying.
- Acele etmen için bir amacın yoksa acele etme.
We have time, there's no rush.
- Acele etmeyin, zamanımız var.
There's no need to rush.
- Acele etmeye gerek yok.
Hurry up, or you'll miss the train.
- Acele et, yoksa treni kaçıracaksın.
Hurry, or you'll miss the train.
- Acele et, yoksa treni kaçıracaksın.