Select Keyboard:
Türkçe ▾
  1. Türkçe
  2. English
  3. العربية
  4. Dansk
  5. Deutsch
  6. Ελληνικά
  7. Español
  8. فارسی
  9. Français
  10. Italiano
  11. Kurdî
  12. Nederlands
  13. Polski
  14. Português Brasileiro
  15. Português
  16. Русский
  17. Suomi
  18. Svenska
  19. 中文注音符号
  20. 中文仓颉输入法
X
"1234567890*-Bksp
Tabqwertyuıopğü,
CapsasdfghjklşiEnter
Shift<zxcvbnmöç.Shift
AltGr

121,160 entries: 117,469 new terms: 8,122 new entries : 7,660

listen to the pronunciation of 121,160 entries: 117,469 new terms: 8,122 new entries : 7,660
Английский Язык - Турецкий язык

Определение 121,160 entries: 117,469 new terms: 8,122 new entries : 7,660 в Английский Язык Турецкий язык словарь

terms
{i} şartlar

Biz bir zamanlar düşmandık fakat baltayı gömdük ve şimdi birbirimizle dostane şartlardayız. - At one time we were enemies, but we've buried the hatchet and we are now on friendly terms with each other.

Biz sigorta şirketine poliçemizin şartlarını ihlal ettiği için dava açtık. - We sued the insurance company because it violated the terms of our policy.

terms
adlandır
terms
{i} ücret
terms
anlaşma koşulları
terms
(Kanun) hükümler
terms
vadeler
terms
ara

Onların komşularıyla arası iyi. - They're on good terms with their neighbors.

Owen'la aranızın iyi olmadığını duydum. - I hear you're on bad terms with Owen.

terms
bilimsel terimler
terms
{i} samimiyet
terms
terim/vade/dönem/koşul
terms
{i} yakınlık
terms
{i} fiyat

Fiyatı düşürürsen şartları kabul ederim. - I'll agree to the terms if you lower the price.

terms
{i} koşullar

Bir sonraki adım barış anlaşmasının koşullarını görüşmekti. - The next step was to negotiate terms of a peace treaty.

O koşulları kabul eder misin? - Would you accept those terms?

Английский Язык - Английский Язык
terms
121,160 entries: 117,469 new terms: 8,122 new entries : 7,660
Избранное