Everyone, without any discrimination, has the right to equal pay for equal work.
- Herkesin, hiçbir fark gözetilmeksizin, eşit iş karşılığında eşit ücrete hakkı vardır.
An integer is natural if and only if it is greater or equal to 0.
- Eğer tamsayı sadece sıfırdan büyük veya eşit ise tamsayı doğaldır.
They split the bill evenly.
- Hesabı eşit olarak bölüşürler.
If I pay you a dollar, we'll be even.
- Sana bir dolar ödersem, eşit oluruz.
Whether you pick the Lions or Tigers to win, the result will be a toss-up because both teams are equally strong.
- Kazanmak için ister Lions'ları ister Tiger'ları seç, sonucu şansa bağlıdır. Çünkü her iki takım eşit olarak güçlüdür.
We will divide the large area of family land equally between our children.
- Aile arazisinin geniş alanını çocuklar arasında eşit olarak böleceğiz.
The ages of the two children put together was equivalent to that of their father.
- İki çocuğun yaşları toplandığında babalarınkine eşit oluyordu.
A is equivalent to B has the same meaning as A is true if and only if B is true.
- A B ye eşittir Eğer ve sadece B gerçekse A doğrudur. ile aynı anlamı vardır.
The ages of the two children put together was equivalent to that of their father.
- İki çocuğun yaşları toplandığında babalarınkine eşit oluyordu.
What is principle of equidistance?
- Eşit uzaklık ilkesi nedir?
He is not equal to his father.
- O, babasına eşit değil.
They split the bill evenly.
- Hesabı eşit olarak bölüşürler.
We shared the money evenly among the three of us.
- Biz parayı üçümüz arasında eşit olarak paylaştık.
Every language is equally precious and valuable to its speakers.
- Her dil konuşanları için eşit ölçüde değerli ve kıymetlidir.
Mirabelles are equally delicious in a compote.
- Beyaz erik brendisi bir kompostoda eşit ölçüde lezzetlidir.