Tom was on the verge of tears.
- Tom ağlamak üzereydi.
He was just on the verge of going to sleep.
- O, tam uyumak üzereydi.
However, Lucy is about to leave her home.
- Ancak Lucy evinden ayrılmak üzereydi.
She was just about to take a bath when the bell rang.
- Zil çaldığında tam banyo yapmak üzereydi.
According to the weather forecast, there'll be more rain on the way.
- Hava tahmini göre, daha fazla yağmur gelmek üzere.
Liisa was on the verge of tears.
- Liisa ağlamak üzereydi.
She was on verge of fainting.
- O, bayılmak üzereydi.
Maybe Tom should consider the possibility that Mary has left him for good.
- Belki Tom Mary'nin geri dönmemek üzere onu terk ettiği olasılığını göz önünde bulundurmalı.
She has decided to live in the United States for good.
- Onlar geri dönmemek üzere Amerika Birleşik Devletlerinde yaşamaya karar verdi.