O, otelden çok uzakta değildir.
- It is not far away from the hotel.
Karım uzaktayken zor durumdaydım.
- I am inconvenienced when my wife is away.
Onun kaçmaktan başka seçeneği yoktu.
- He had no choice but to run away.
Biz yokken eve hırsız girmiş.
- A thief broke into the house while we were away.
Uzak bir yere gidelim.
- Let's go somewhere far away.
Balon rüzgar tarafından bir yere taşınıyordu.
- The balloon was carried away somewhere by the wind.
Buradan birkaç sokak ileride oturuyor.
- She lives a few blocks away from here.
O buradan hemen ayrıldı.
- She left here right away.
Tüm öğleden sonra durmadan uyudum.
- I slept the whole afternoon away.