I bought myself this superfast popcorn machine as a Christmas present.
- Bir Noel hediyesi olarak kendime bu çok hızlı patlamış mısır makinesini aldım.
I said to myself, That's a good idea.
- Kendi kendime Bu iyi bir fikir. dedim.
I am not myself today.
I taught myself.
Later I realized that the ignorant man that day was not the chief but myself.
I saw it with my own eyes.
- Onu kendi gözlerimle gördüm.
I perceive myself as my own god.
- Kendimi kendi tanrım olarak görüyorum.
The man pleaded self-defence.
- Adam kendini savunmak için yalvardı.
Self-help is the best help.
- Kendi kendine yardım en iyi yardımdır.
I'm talking to myself.
- Kendi kendime konuşuyorum.
I said to myself, That's a good idea.
- Kendi kendime Bu iyi bir fikir. dedim.
I'll be okay by myself.
- Ben kendi kendime iyi olacağım.
I cannot go up the stairs by myself. I'm old and I need an elevator.
- Kendi kendime merdivenlerden yukarı çıkamam. Ben yaşlıyım ve bir asansöre ihtiyacım var.
I finished the job on my own.
- İşi kendi kendime bitirdim.
Both Fadil and Layla continued to climb their respective career ladders.
- Hem Fadıl hem de Leyla, kendi kariyer merdivenlerini tırmanmaya devam ettiler.
Tom and Mary spoke in their respective languages.
- Tom ve Mary kendi dillerinde konuştu.
It's very difficult to know oneself.
- Kendini bilmek çok zordur.
It is more difficult to defend oneself than to defend someone else. Those who doubt it may look at lawyers.
- Kendini savunmak başka birini savunmaktan daha zordur. Şüphe edenler avukatlarına bakabilirler.
She soon adjusted herself to village life.
- Kısa sürede kendini köy hayatına alıştırdı.
Yumi went there by herself.
- Yumi oraya kendi gitti.
He said NO to himself. He said YES aloud.
- O kendi kendineHAYIRdedi.Yüksek sesle EVET dedi.
He taught himself French.
- Kendisine Fransızca öğretti.
After an uphill struggle against great odds they finally got the company on its feet again.
- Büyük anlaşmazlıklara karşı zorlu bir mücadeleden sonra, onlar nihayet şirketi tekrar kendi ayakları üzerinde durdurdular.
Every fox praises its tail.
- Herkes kendi yaptığıyla övünür.
The candle went out by itself.
- Mum kendiliğinden söndü.
If it were not for books, each generation would have to rediscover for itself the truths of the past.
- Kitaplar olmasaydı, her nesil kendisi için geçmişin gerçeklerini yeniden keşfetmek zorunda kalacaktı.
After the concert, Tom signed autographs.
- Tom konserden sonra kendi el yazılarını imzaladı.
In the automotive industry of the 1970's, Japan beat the U.S. at its own game.
- 1970'lerin otomotiv endüstrisinde Japonya kendi oyununda ABD'yi yendi.
He said NO to himself. He said YES aloud.
- Kendisine HAYIR dedi. Yüksek sesle EVET dedi.
He taught himself French.
- Kendisine Fransızca öğretti.
First of all, please do a simple self-introduction.
- Her şeyden önce, lütfen basit bir kendini tanıtım yap.
Worse than a simple fool is a fool believing himself intelligent.
- Kendini zeki sanan bir aptal, basit bir aptaldan daha kötüdür.
This is a picture of her own painting.
- Bu, onun kendi çizimi olan bir resimdir.
She said NO to herself. She said YES aloud.
- Kendisine HAYIR dedi. Yüksek sesle EVET dedi.
He was unconscious for several days.
- Birkaç gündür kendinde değildi.
I've also done the same thing several times myself.
- Ben de aynı şeyi birkaç kez kendim yaptım.
I perceive myself as my own god.
- Kendimi kendi tanrım olarak görüyorum.
From my own experience, illness often comes from sleeplessness.
- Benim kendi deneyimlerinden, hastalık çoğunlukla uykusuzluktan kaynaklanıyor.
I hope to own my own house someday.
- Bir gün kendi evime sahip olmayı umuyorum.