in law the main point

listen to the pronunciation of in law the main point
İngilizce - Türkçe

in law the main point teriminin İngilizce Türkçe sözlükte anlamı

gift
armağan

Sessiz olabilen bir bayan eş Tanrının bir armağanıdır. - A wife who can be quiet is a gift of God.

Dün artık mazi oldu. Yarın ise muamma. Bugün ise avuçlarımızın içinde bize sunulmuş bir armağandır. - Yesterday is history, tomorrow is a mystery, but today is a gift. That is why it is called the present.

gift
{i} allah vergisi

Sağlık en büyük Allah vergisidir. - Health is the greatest gift.

gift
hediye

Bu hediye sizin için. - She meant this gift for you.

Bu hediye Laura'nın mı? - Is this gift Laura's?

gift
{i} doğuştan yetenek

Onun doğuştan yetenekleri var. - He has natural gifts.

gift
{i} yetenek

Yetenekli bir sanatçıdır. - She is a gifted artist.

Çok yetenekli bir sanatçısın. - You're a very gifted artist.

gift
bahşiş
gift
bağışlama
gift
(İİ) kelepir
gift
çok ucuz şey
gift
ödül

Yaşam, ödüllerini tekrar etmez. - Life does not repeat its gifts.

Ödül olarak bir Playstation Vita aldım. - I received a Playstation Vita as a gift.

gift
basit iş
gift
(İİ) çocuk oyuncağı
in the main
çoğunlukla

Çoğunlukla anlamlı değişiklikler yapılırsa ben siyasi reformdan yanayım. - In the main, I am in favor of political reform if meaningful changes are made.

in the main
genellikle
gift
{i} bağış
gift
(isim) hediye, armağan, doğuştan yetenek, hibe, bağış, yetenek, kabiliyet, allah vergisi
gift
(Sosyoloji, Toplumbilim) armağan (mauss)
gift
{i} yetenek, istidat, Allah vergisi
gift
{i} hibe
in the main
ekseriyetle
İngilizce - İngilizce
in law the main point

    Heceleme

    in law the Main point

    Türkçe nasıl söylenir

    în lô dhi meyn poynt

    Telaffuz

    /ən ˈlô ᴛʜē ˈmān ˈpoint/ /ɪn ˈlɔː ðiː ˈmeɪn ˈpɔɪnt/