Tom hardly ever listens to the radio.
- Tom hemen hemen hiç radyo dinlemez.
Tom hardly ever studies after 10:00 p.m.
- 10:00 sonra Tom hemen hemen hiç çalışmaz.
Tom hardly ever listens to the radio.
- Tom hemen hemen hiç radyo dinlemez.
Tom hardly ever speaks to me anymore.
- Tom artık benimle hemen hemen hiç konuşmuyor.
The mother said little to the sons.
- Anne oğullarına hemen hemen hiç bir şey söylemedi.
The mother said little to the daughters.
- Anne kızlarına hemen hemen hiç bir şey söylemedi.
I barely know the city.
- Şehri hemen hemen hiç bilmiyorum.
Tom barely speaks to me anymore.
- Tom artık benimle hemen hemen hiç konuşmuyor.
Tom scarcely ever gets any exercise.
- Tom hemen hemen hiç egzersiz yapmaz.
I scarcely ever get excited before an exam.
Tom scarcely ever gets any exercise.
- Tom hemen hemen hiç egzersiz yapmaz.
Tom almost never goes to bed before midnight.
- Tom hemen hemen hiçbir zaman gece yarısından önce yatağa gitmez.
I'm almost never wrong.
- Hemen hemen hiç hatalı değilim.
I could hardly understand him.
- Ben onu hemen hemen hiç anlayamadım.
Tom hardly ever studies after 10:00 p.m.
- 10:00 sonra Tom hemen hemen hiç çalışmaz.
Tom scarcely ever gets any exercise.
- Tom hemen hemen hiç egzersiz yapmaz.