halkçı

listen to the pronunciation of halkçı
Türkçe - İngilizce
democrat
populist, populistic
(a) populist
halk
public

The castle has been restored and is open to the public. - Kale restore edildi ve halka açık.

Let's keep public places clean. - Halka açık yerleri temiz tutalım.

halk
folk

I'm sure your folks miss you. - Eminim ki halkın seni özlüyordur.

In the 1960s, folk music was very popular. - 1960'larda halk müziği çok popülerdi.

halk
(Hukuk) people

People of Almaty, let us create a child-friendly city! - Alma-Ata halkı, haydi çocuk dostu bir şehir yaratalım!

Although the life of Chinese people is getting better and better now, there is still room for improvement. - Çin halkının yaşamı şimdi gittikçe iyileşmesine rağmen, gelişme için hâlâ bir neden vardır.

halk
community

Tom's death shocked the community. - Tom'un ölümü halkı şok etti.

Classes at the community center are free. - Halkevindeki sınıflar ücretsiz.

halk
popular

He won by a small number of popular votes. - Az sayıda halk oyu kazandı.

Nixon won the election of 1972 by a huge popular vote. - Nixon, 1972 yılı seçimini büyük bir halk oyuyla kazandı.

halk
population

The whole population of New Zealand is 3,410,000, and one seventh of it are the Maori people. - Yeni Zelanda'nın tüm nüfusu 3.410.000 olup, bunun yedide biri Maori halkıdır.

The local population helps fight forest fires. - Yerel halk, orman yangınlarıyla mücadeleye yardımcı olur.

halk
{i} commune
halk
ordinary people
halk
country

The government of this country oppresses its people. - Bu ülkenin hükümeti halkına zulmediyor.

In my country, our people don't like others who are cleverer than them. - Benim ülkemde halkımız kendilerinden daha akıllı olanları sevmezler.

halk
subjects

I use a three-ring binder for all my subjects instead of a notebook for each one. - Her biri için bir dizüstü bilgisayar yerine bütün konularım için üç halkalı klasör kullanırım.

halk
general public

The mayor addressed the general public. - Belediye başkanı halka hitap etti.

halk
file
halk
peoples

Native Americans are the indigenous peoples of the United States. - Kızılderililer, Birleşik Devletler'in yerli halkıdır.

Many peoples live in Asia. - Birçok halklar Asya'da yaşar.

halk
folks

Folks are pulling together. - Halk birlik içinde çalışır.

I'm sure your folks miss you. - Eminim ki halkın seni özlüyordur.

halk
plebs
halk
general

The British people in general are extremely fond of their pets. - İngiliz halkı genel olarak evcil hayvanlarına son derece düşkündür.

The mayor addressed the general public. - Belediye başkanı halka hitap etti.

halk
grass roots
Avrupa Halkçı Parti grubu
(Hukuk) European People's group
halk
people, nation, public, folk; people, populace
halk
demo

Democracy is the government of the people, by the people, for the people. - Demokrasi; halkın, halk için, halk tarafından yönetilmesidir.

The first lesson in democracy is to abide by the will of the people. - Demokraside ilk ders halkın iradesine uymaktır.

halk
the vulgar
halk
populace

I don't think we can trust the polls to tell us what the general populace thinks about the candidates. - Genel halkın adaylar hakkında ne düşündüğünü anketlerin bize söylemesine güvenebileceğimizi sanmıyorum.

The populace have never forgotten the president's generosity. - Halk, başkanın cömertliğini hiç unutmadı.

halk
demos
halk
the people

The president of the republic is chosen by the people. - Cumhurbaşkanı halk tarafından seçilir.

The people voted in November. - Halk Kasım ayında oy verdi.

halk
communal
halk
the community

She sacrifies herself for the community. - Halk için kendini kurban ediyor.

They went to the community pool. - Onlar halka açık yüzme havuzuna gittiler.

halk
vulgar
halk
the crowd
halk
the million
halk
million
halk
the common people
İngilizce - İngilizce

halkçı teriminin İngilizce İngilizce sözlükte anlamı

halk
A nook; a corner
Türkçe - Türkçe
Halkın yararı için uğraşan (kimse)
popülist
Halk
cumhur
halk
Yöneticilere göre bir ülkedeki yurttaşların bütünü: "Bilmiyorlar ki halk, halkın diliyle konuşan sanatkârla birliktir."- O. V. Kanık
halk
Belli bir bölgede veya çevrede yaşayanların bütünü: "Bütün köy halkı orada idi."- Ö. Seyfettin
halk
Aynı ülkede yaşayan, aynı uyrukta olan insan topluluğu
halk
Belli bir bölgede veya çevrede yaşayanların bütünü
halk
Bir ülke içerisinde yaşayan değişik soylardan insan topluluklarının her biri
halk
Yöneticilere göre bir ülkedeki yurttaşların bütünü
Halk
ahali
halk
Aynı soydan gelen, ayrı ülkelerin uyruğu olarak yaşayan insan topluluğu
halk
Yaratma
halk
Aydınların dışında kalan topluluk
halk
(Osmanlı Dönemi) yarâtma, var etme
Halk
avam
HALK
(Osmanlı Dönemi) Boğaz
HALK
(Osmanlı Dönemi) Tıraş etmek
Halk
folk
Halk
(Osmanlı Dönemi) HİCCİRE
Halk
el
Halk
beraya
Halk
enam
Halk
(Osmanlı Dönemi) ÂLEM
halkçı