görülmek

listen to the pronunciation of görülmek
Türkçe - İngilizce
to be seen, occur, be evident, appear
to be taken care of, be handled
occur
be in sight
be seen

The result remains to be seen. - Sonuç görülmek için kalır.

Tom doesn't want to be seen with Mary. - Tom Mary ile görülmek istemiyor.

confer
seen

Tom doesn't want to be seen with Mary. - Tom Mary ile görülmek istemiyor.

The result remains to be seen. - Sonuç görülmek için kalır.

gör
saw

Yesterday I went to Denizli and I saw a rooster near the coop. - Dün ben Denizli'ye gittim ve kümesin yakınında bir horoz gördüm.

I saw her somewhere two years ago. - Onu ben iki yıl önce bir yerde gördüm.

olarak görülmek
(Hukuk) regarded as
gör
{f} sighted
gör
{f} seeing

Love is seeing her in your dreams. - Aşk onu rüyalarında görmektir.

The boy, upon seeing a butterfly, proceeded to run after it, provoking the anger of his mother, who had ordered him to stay quiet while she gossiped with the lady next door. - Çocuk kelebeği gördüğünde, onu kovalamaya girişti, bitişikteki bayanla sohbet ederken ona sessiz kalmasını söyleyen annesini kızdırdı.

gör
see

I'm happy to see you. - Seni gördüğüme mutluyum.

Love is seeing her in your dreams. - Aşk onu rüyalarında görmektir.

gör
{f} seen

Germs can only be seen with the aid of a microscope. - Mikroplar sadece bir mikroskop yardımıyla görülebilir.

I turned off the TV because I had seen the movie before. - Filmi daha önce gördüğüm için televizyonu kapattım.

gör
{f} view

Image Viewer is an image viewing software. This software is a very small program. This software has basic functions only. This is translatable by Tatoeba Project users. - Image Viewer bir resim görüntüleme yazılımıdır. Bu yazılım çok küçük bir programdır. Bu yazılımda sadece basit fonksiyonlar var. Bu, Tatoeba Project kullanıcıları tarafından çevrilebilir.

Their view of life may appear strange. - Onları hayat görüşü acayip görünebilir.

gör
catch sight of

He happened to catch sight of a rare butterfly. - Tesadüfen nadir bir kelebeği gördü.

gör
{f} sight

I was much frightened at the sight. - Ben görünce çok korktum.

He fell in love with her at first sight. - İlk görüşte ona âşık oldu.

gör
{f} viewing

Image Viewer is an image viewing software. This software is a very small program. This software has basic functions only. This is translatable by Tatoeba Project users. - Image Viewer bir resim görüntüleme yazılımıdır. Bu yazılım çok küçük bir programdır. Bu yazılımda sadece basit fonksiyonlar var. Bu, Tatoeba Project kullanıcıları tarafından çevrilebilir.

hor görülmek
be held in contempt
layık görülmek
Be deemed to deserve

She was deemed to deserve the gold medal for fair play.

layık görülmek
be considered worthy, be deemed worthy
ön görülmek
be foreseen
azalma görülmek
a decrease to be seen
birlikte görülmek
(Dilbilim) go about (with)
gerekli görülmek
be regarded necessary
gerekli görülmek
be considered necessary
Türkçe - Türkçe
Göz yardımıyla bir şey, bir varlık algılanmak, seçilmek
Bir şeyin bulunduğu anlaşılmak, karşılaşılmak, rastlanmak: "Yıllarca görülmemiş bir dostu kucaklar gibi hemşiresini öptü."- P. Safa
Bir şeyin bulunduğu anlaşılmak, karşılaşılmak, rastlanmak
Gereken iş yapılmış olmak
görülme
Görülmek işi