Jack bu sefer kesin başaracak.
- Jack is bound to succeed this time.
Bu sefer onu yapamam.
- I can't make it this time.
Bu kez farklı olacak.
- This time's going to be different.
Bu kez farklı olacak.
- This time is going to be different.
Bu defa hatalı olan benim gibi görünüyor.
- This time, it looks like it is me who is wrong.
Tom bu defa tekrar bize yardım etmeye istekli.
- Tom is willing to help us again this time.
Lütfen ne yapacağınıza karar vermeden önce zaman ayırın.
- Please take your time before deciding what to do.
Yemek yemek için zaman ayırın.
- Take your time when you eat meals.
O zaman, Meksika henüz İspanya'dan bağımsız değildi.
- At that time, Mexico was not yet independent of Spain.
Keşke o zaman bütün hikayeyi bana anlatsaydın!
- If only you had told me the whole story at that time!
Acele etmeyin, yoksa hata yapabilirsiniz.
- Take your time, or you may make some mistake.
Acele etmeyin. Aceleye gerek yok.
- Take your time. There's no rush.
this time last year.
... And some people see that as a signal that your time in ...
... There's no point in spending your time ...