yine de

listen to the pronunciation of yine de
Turkish - English
even so

Even so ... she didn't have to slap me! - Yine de... bana tokat atmak zorunda değildi!

nevertheless

It is nevertheless a good sentence. - O yine de iyi bir cümle.

Nevertheless, I'm extremely proud. - Yine de ben son derece gurur duyuyorum.

still

Rick and Carol broke up two months ago, but he's still carrying a torch for her. - Rick ve Carol, iki ay önce ayrıldılar ama yine de o onu karşılıksız seviyor.

I doubt that Tom would help, but you should still ask him. - Tom'un yardımcı olacağından kuşkuluyum, ama yine de ona sormalısınız.

however

I can't, however, agree with your opinion. - Yine de, fikrine katılamıyorum.

It was raining. However, they still went on their school trip. - Yağmur yağıyordu. Ancak onlar yine de okul gezilerine devam ettiler.

nonetheless

There are seven billion people in the world, and yet I am nonetheless alone. - Dünyada 7 milyar insan var, ve ben hâlâ yine de yalnızım.

You may not believe it, but it is nonetheless true. - Sen buna inanmayabilirsin, ama yine de doğru.

yet

At present, consensus has yet to be reached. - Şu anda, yine de görüş birliğine varılmalı.

Your composition is the best yet. - Kompozisyonun yine de en iyisi.

after all

Who knows, maybe Christmas in Boston won't be so bad after all. - Kim bilir, belki Boston'daki noel yine de o kadar da kötü olmayacaktır.

Peter didn't come after all. - Peter yine de gelmedi.

all the same, after all, still, however, but then (again), yet, anyway, anyhow, nevertheless, even now, to, then, notwithstanding
though

Thanks for the offer, though. - Öneri için teşekkürler yine de.

Though he was poor, he was nonetheless happy. - Fakir olmasına rağmen, o yine de mutluydu.

yet already
just the same
natheless
anyhow

It might rain, but I'm going anyhow. - Yağmur yağabilir ama yine de gidiyorum.

That has been my experience anyhow. - O yine de benim tecrübemdi,

in despite of
nathless
altogether
oldness
none the less

My wife has faults. None the less, I love her. - Karımın hataları var. Yine de, ben onu seviyorum.

even now
all the same

I cannot go to the party, but thank you for inviting me all the same. - Partiye gidemem, yine de beni davet ettiğin için teşekkür ederim.

I asked him not to go, but he left all the same. - Ona gitmemesini rica ettim, fakat yine de gitti.

anyway

She wanted to go out anyway. - Yine de dışarı çıkmak istedi.

Let's hope for the best anyway. - Hayırlısı diyelim yine de.

considering
at the same time
howbeit
notwithstanding
nontheless
at any rate

At any rate, I can go out when it stops raining. - Yine de, yağmur durduğunda dışarı çıkabilirim.

just

Our trip was long, difficult and dangerous. We're just happy to be back home in one piece. - Yolculuğumuz; uzun, çetin ve tehlikeliydi. Yine de evlerimize sağ salim döndüğümüz için mutluyuz.

It's just five in the morning, but nevertheless it is light out. - Henüz sabahın beşiydi ama yine de aydınlıktı.

but then
despite
yine de
Favorites