yine de

listen to the pronunciation of yine de
Turkish - English
even so

Even so ... she didn't have to slap me! - Yine de... bana tokat atmak zorunda değildi!

nevertheless

It is nevertheless a good sentence. - O yine de iyi bir cümle.

Now I live in a city. Nevertheless, the distance between my house and the large forest is only about a kilometer. - Şimdi bir şehirde yaşıyorum. Yine de, evim ve büyük orman arasındaki mesafe yalnızca bir kilometre civarında.

still

Rick and Carol broke up two months ago, but he's still carrying a torch for her. - Rick ve Carol, iki ay önce ayrıldılar ama yine de o onu karşılıksız seviyor.

Tom did the best he could, but he still wasn't able to pass the course. - Tom elinden geleni yaptı, ama yine de dersleri geçemedi.

however

However, I ask you not to make the same mistakes that I did. - Yine de, senden benim yapmış olduğum hatalara düşmemeni rica ediyorum.

I can't, however, agree with your opinion. - Yine de, fikrine katılamıyorum.

nonetheless

Most jellyfish stings aren't deadly, but many are pretty painful nonetheless. - Çoğu denizanası sokmaları ölümcül değil ama çoğu yine de oldukça ağrılıdır.

There are seven billion people in the world, and yet I am nonetheless alone. - Dünyada 7 milyar insan var, ve ben hâlâ yine de yalnızım.

yet

At present, consensus has yet to be reached. - Şu anda, yine de görüş birliğine varılmalı.

Your composition is the best yet. - Kompozisyonun yine de en iyisi.

after all

Peter didn't come after all. - Peter yine de gelmedi.

I tried many things but failed after all. - Ben çok şey denedim fakat yine de başarısız oldum.

all the same, after all, still, however, but then (again), yet, anyway, anyhow, nevertheless, even now, to, then, notwithstanding
though

You can probably guess what happens though. - Yine de büyük olasılıkla ne olacağını tahmin edebilirsin.

Though he was poor, he was nonetheless happy. - Fakir olmasına rağmen, o yine de mutluydu.

yet already
just the same
natheless
anyhow

He never did his work anyhow. - Yine de o işini asla yapmadı.

It might rain, but I'm going anyhow. - Yağmur yağabilir ama yine de gidiyorum.

in despite of
nathless
altogether
oldness
none the less

My wife has faults. None the less, I love her. - Karımın hataları var. Yine de, ben onu seviyorum.

even now
all the same

He's not doing a very good job. All the same, you've got to admit that he's doing his best. - O çok iyi bir iş yapmıyor. Yine de, onun elinden geleni yaptığını kabul etmelisin.

Thank you all the same. - Yine de teşekkür ederim.

anyway

We objected, but she went out anyway. - Biz itiraz ettik ama o yine de dışarı gitti.

Tom didn't feel well, but he went to work anyway. - Tom iyi hissetmiyordu ama yine de işe gitti.

considering
at the same time
howbeit
notwithstanding
nontheless
at any rate

At any rate, I can go out when it stops raining. - Yine de, yağmur durduğunda dışarı çıkabilirim.

just

It's just five in the morning, but nevertheless it is light out. - Henüz sabahın beşiydi ama yine de aydınlıktı.

Our trip was long, difficult and dangerous. We're just happy to be back home in one piece. - Yolculuğumuz; uzun, çetin ve tehlikeliydi. Yine de evlerimize sağ salim döndüğümüz için mutluyuz.

but then
despite