I was unsettled by the sudden outburst, and since I didn't know what to do I just stood there, confused.
Tom refused to settle down.
- Tom yerleşmeyi reddetti.
He settled down in his armchair to listen to the music.
- O, müzik dinlemek için koltuğuna yerleşti.
Tom refused to settle down.
- Tom yerleşmeyi reddetti.
We moved into this house last month. We will settle down soon.
- Bu eve geçen ay taşındık. Yakında yerleşeceğiz.
He settled down in his armchair to listen to the music.
- O, müzik dinlemek için koltuğuna yerleşti.
He settled down in his native country.
- Anavatanına yerleşti.
They found it easy to settle in the United States.
- Onlar Amerika Birleşik Devletleri'nde yerleşmeyi kolay buldular.
They decided to settle in a suburb of London.
- Londra'nın bir banliyösüne yerleşmeye karar verdiler.
A factory is not suitable for a residential district.
- Bir fabrika, bir yerleşim bölgesi için uygun değildir.
This residential area is comfortable to live in.
- Bu yerleşim alanı yaşamak için rahat.