yenim

listen to the pronunciation of yenim
Turkish - English
corrosion
Erosion by chemical action, especially oxidation
Chemical action which causes destruction of the surface of a metal by oxidation or chemical combination Also caused by reduction or chemical combination Also caused by reduction of the electrical efficiency between the metal and a contiguous substance or to the disintegrating effect of strong electrical currents or ground return currents in electrical systems The latter is known as electrolytic corrosion
the act of corroding or the condition so produced
The deterioration of metal by chemical or electrochemical reaction resulting from exposure to weathering, moisture, chemicals or other agents or media
Degradation of the metal substrate by oxidation That is the formation of an oxide layer on the metal surface This process requires that the metal surface be exposed to oxygen, and is favoured in the presence of water In the case of iron and steel, corrosion is often referred to as rusting
The action or effect of corrosive agents, or the process of corrosive change; as, the rusting of iron is a variety of corrosion
The deterioration of a metal by chemical or electrochemical reaction with its environment
erosion by chemical action
The gradual destruction or alteration of a metal or alloy caused by direct chemical attack or by electromechanical reaction
The deterioration of a material by chemical reaction or galvanic action
chemical action which causes destruction of the surface of a a material by oxidation or chemical combination Also caused by reduction of the electrical efficiency between a metal and a contiguous substance or to the disintegrating effects of strong electrical currents or ground return currents in electrical systems The latter is known as electrolytic corrosion
A process in which a metal is destroyed by a chemical reaction
To eat away by chemical action An oxidation process such as rust on steel
a state of deterioration in metals caused by oxidation or chemical action
(1) Gradual solution or oxidation of a metal (2) Solution of anode metal by the electrochemical action in an the plating cell
A dissolving and wearing away of metal caused by a chemical reaction, usually between water and metal pipes, or between two different metals In a water system, corrosion can cause structural failure, leaks, loss of capacity, and deterioration of chemical and microbiological water quality
Deteriorative loss of a metal as a result of dissolution environmental reactions
Gradual chemical or electrochemical attack on a metal by atmospheric moisture or other agents
erosion by chemical action a state of deterioration in metals caused by oxidation or chemical action
yeni
new

The factory is producing a new type of car. - Fabrika, yeni cins bir araba üretiyor.

This tape recorder is not new. - Bu kayıt cihazı yeni değil.

yeni
recent

Is it a recent picture? - O, yeni bir resim mi?

Tom has recently been learning how to sing a lot of new songs. - Tom son zamanlarda çok sayıda yeni şarkıları nasıl söyleyeceğini öğreniyor.

yeni
recently

Recently, I moved to a new apartment. - Geçenlerde yeni bir daireye taşındım.

Tom has recently been learning how to sing a lot of new songs. - Tom son zamanlarda çok sayıda yeni şarkıları nasıl söyleyeceğini öğreniyor.

yeni
new, recent, latest, fresh; incoming, new; newly, recently, just
yeni
new; neo-: yeni Eflatunculuk Neoplatonism. yeni klasikçi neoclassicist
yeni
{s} renewed

I had my driver's license renewed last month. - Ehliyetimi geçen ay yenilettim.

Curtains and carpets were renewed. - Perdeler ve halılar yenilenmişti.

yeni
neo

Washington's neocons believe that there is a clash of civilizations that they're going to win. - Washington'un yeni muhafazakarları onların kazanacakları bir medeniyetler çatışması olduğuna inanıyor.

yeni
novel

Let me show you many things which will be novel to you. - Sizin için yeni olan birçok şeyi göstermeme izin verin.

A novel idea occurred to me. - Aklıma yeni bir fikir geldi.

yeni
young

Tom asked Mary when she was going to buy a new pair of shoes for her youngest daughter. - Tom Mary'ye en genç kızı için ne zaman bir çift yeni ayakkabı alacağını sordu.

Several young engineers were employed and were devoted to developing a new computer. - Birçok genç mühendis istihdam edildi ve onlar kendilerini yeni bir bilgisayar geliştirmek için adadılar.

gerilimli yenim
stress corrosion
yeni
(Bilgisayar) click the new
yeni
latest

This laboratory is equipped with the latest computers. - Bu laboratuvar en yeni bilgisayarlarla donatılmıştır.

Tom's latest movie just came out. - Tom'un son filmi yeni yayınlandı.

yeni
elementary
yeni
fresh

Tom emptied the water out of the bottle before he refilled it with fresh water. - Tom taze suyla yeniden doldurmadan önce, suyu şişeden boşalttı.

She is fresh from college, so she has no experience. - O üniversiteden yeni mezundur, bu yüzden hiç deneyimi yok.

yeni
strange
yeni
(deyim) babe in arms
yeni
crisp
yeni
(Biyoloji) de novo
yeni
unprecedented
yeni
nouveau
yeni
just

Have you finished it? On the contrary, I'm just starting. - Bitirdin mi? Aksine, yeni başlıyorum.

Tom put the new tablecloth he had just bought on the table. - Tom satın aldığı yeni masa örtüsünü masaya koydu.

yeni
unused
yeni
emergent
yeni
daring
yeni
firsthand
yeni
late

Tom rewrote his essay and turned it in a day late. - Tom denemesini yeniden yazdı ve onu bir gün geç teslim etti.

A few days later, Tom found a new job. - Birkaç gün sonra, Tom yeni bir iş buldu.

yeni
newfangled
yeni
clean

Lisa's room needs to be cleaned again. - Lisa'nın odası yeniden temizlenmeli.

We need to invest in clean, renewable energy. - Temiz, yenilenebilir enerjiye yatırım yapmalıyız.

yeni
in mint condition
yeni
further

His new job further separates him from his family. - Onun yeni işi onu ailesinden daha çok ayırıyor.

yeni
novice
yeni
smart

I want a new smartphone! - Yeni bir akıllı telefon istiyorum!

Tom wants to buy a new smartphone. - Tom yeni bir akıllı telefon almak istiyor.

yeni
green
yeni
hot

They stayed at a new hotel in Kobe. - Kobe'de yeni bir otelde kaldılar.

This curry is too hot to eat. - Bu köri yenilmeyecek kadar sıcaktır.

yeni
novus
yeni
newer

Tom's computer is much newer than mine. - Tom'un bilgisayarı benimkinden çok daha yeni.

Older carpets are more valuable than newer carpets. - Eski halılar yeni halılardan daha değerlidir.

gerilimli yenim çatlaması
stress corrosion cracking
yeni
maiden
yeni
neoteric
yeni
only just

I've only just begun. - Sadece yeni başladım.

I only just met them. - Onlarla daha yeni tanıştım.

yeni
ingoing
yeni
newly; recently
yeni
newly

Why did the newly married Japanese man say something bad about his wife? - Yeni evli Japon erkek niçin karısı hakkında kötü bir şey söyledi?

Newly printed books smell good. - Yeni basılmış kitaplar güzel kokuyor.

yeni
kaino
yeni
freshly

I love the aroma of freshly brewed coffee. - Yeni demlenmiş kahve kokusunu seviyorum.

A freshly baked cake doesn't cut easily. - Yeni pişirilmiş bir kek kolayca kesilmez.

yeni
incoming
Turkish - Turkish

Definition of yenim in Turkish Turkish dictionary

Yeni
GICIR
Yeni
cedit
Yeni
acar
Yeni
nev
Yeni
(Osmanlı Dönemi) BİD'
yeni
Kullanılmamış olan
yeni
En son edinilen
yeni
Biraz önce, çok zaman geçmeden
yeni
Oluş veya çıkışından beri çok zaman geçmemiş olan
yeni
Tanınmayan, bilinmeyen
yeni
Daha öncekilerden farklı olan
yeni
En son edinilen. İşe henüz başlamış. O güne kadar söylenmemiş, görülmemiş, gösterilmemiş, düşünülmemiş olan
yeni
İşe henüz başlamış
yeni
Biraz önce, çok zaman geçmeden: "Yeni tanıştığım orman uzmanları çok nazik ve kibar insanlardı."- Ç. Altan
yeni
O güne kadar söylenmemiş, görülmemiş, gösterilmemiş, düşünülmemiş olan; değişik
yenim
Favorites