Definition of yükseltme in Turkish English dictionary
- elevation
- lift
- (Askeri) amplification
- swelling
- strengthening
- upgrade
Tom got a free upgrade to business class.
- Tom business class için ücretsiz bir yükseltme aldı.
We will have to upgrade our servers.
- Biz sunucularımızı yükseltmek zorunda kalacağız.
- raising, lifting; increasing
- aggrandizement
- promotion
- boost
- exaltation
- superelevation
- {i} uplift
- increasing
- heightening
- extension
- escalation
- lifting
- elevator
- (Bilgisayar) do not upgrade
- hoist
- uptake
- {i} uprising
- upscaling
- yükseltmek
- enhance
- yükseltmek
- raise
Tom didn't have to raise his voice.
- Tom sesini yükseltmek zorunda değildi.
The landlord says he wants to raise the rent.
- Ev sahibi kirayı yükseltmek istediğini söylüyor.
- yükseltmek
- escalate
- yükseltmek
- elevate
- yükseltmek
- lift
- yükseltmek
- {f} increase
What can we do to increase our profits?
- Kârlarımızı yükseltmek için ne yapabiliriz?
- sesi yükseltme
- amplification
- yüksel
- {f} rose
All sorts of rumors rose about her past.
- Onun geçmişi hakkında her türlü söylenti yükseldi.
The tower rose up against the blue sky.
- Kule mavi gökyüzüne doğru yükseldi.
- yüksel
- went up
The unemployment rate went up to 5% because of the recession.
- İşsizlik oranı durgunluktan dolayı %5'e yükseldi.
The balloon went up in the sky.
- Balon gökyüzüne doğru yükseliyor.
- yükseltmek
- exalt
- yükseltmek
- step up
- yükseltmek
- {f} advance
- yükseltmek
- lift up
- yüksel
- rise
The cost of living has risen.
- Yaşamanın maliyeti yükseldi.
Prices continued to rise.
- Fiyatlar yükselmeye devam etti.
- gizlilik derecesini yükseltme
- (Askeri) upgrade
- yüksel
- tall
The tree was so tall that it towered over the garden wall.
- Ağaç o kadar yüksekti ki bahçe duvarının üzerinde yükseldi.
- yükseltmek
- (deyim) whack up
- yükseltmek
- bring up
- yükseltmek
- amplify
- yükseltmek
- make high
- yükseltmek
- raised
- yükseltmek
- put up
- yükseltmek
- fuel
- yüksel
- gone up
The cost of living has gone up.
- Yaşamanın maliyeti yükseldi.
Why have coffee prices gone up?
- Kahve fiyatları neden yükseldi?
- yüksel
- {f} risen
The level of water in the river has risen.
- Nehrin su seviyesi yükseldi.
The river's water level has risen.
- Nehrin su seviyesi yükseldi.
- yüksel
- {f} rising
The sun is rising now.
- Güneş şimdi yükseliyor.
The yen is rising and the dollar is falling.
- Yen yükseliyor dolar düşüyor.
- yüksel
- {f} tower
The tree was so tall that it towered over the garden wall.
- Ağaç o kadar yüksekti ki bahçe duvarının üzerinde yükseldi.
The tower rose up against the blue sky.
- Kule mavi gökyüzüne doğru yükseldi.
- yüksel
- got high
- yüksel
- get high
As global warming increases, sea levels get higher and higher.
- Küresel ısınma artarken deniz seviyesi gittikçe yükseliyor.
- yüksel
- {f} buoy
- yüksel
- {f} towering
- yüksel
- go up
There's no guarantee that the stock will go up.
- Hisse senedinin yükseleceğinin bir garantisi yok.
Prices will continue to go up.
- Fiyatlar yükselmeye devam edecek.
- yükseltmek
- hoist
- yükseltmek
- bump sth up
- yükseltmek
- train on
- yükseltmek
- hist
- yükseltmek
- {f} rise
- yükseltmek
- up
- yükseltmek
- heighten
- yükseltmek
- {f} promote
His job is to promote sales.
- Onun işi satışları yükseltmektir.
- yükseltmek
- highten
- Yüksel
- (isim) Be lofty, be noble
- Yükseltmek
- upgrade
To upgrade the firmware, you must go to the download page and download the latest version.
- Yazılımını yükseltmek için indirme sayfasına gitmelisin ve en son sürümü indirmelisin.
We will have to upgrade our servers.
- Biz sunucularımızı yükseltmek zorunda kalacağız.
- ahlâkını yükseltme
- edification
- arazi yükseltme
- landfill
- azizlik mertebesine yükseltme
- canonization
- bilinç yükseltme
- consciousness raising
- değerini yükseltme
- revaluation
- ses yükseltme
- volume
- vites yükseltme
- (Otomotiv) up shifting
- yükseltmek
- to exalt the dignity, worth, or ability of
- yükseltmek
- get up
- yükseltmek
- drive up
- yükseltmek
- to promote, raise (someone) to (a higher rank)
- yükseltmek
- ennoble
- yükseltmek
- rear
- yükseltmek
- send up
- yükseltmek
- (Elektrik) to amplify
- yükseltmek
- strengthen
- yükseltmek
- to raise, elevate, increase the height of (something), make (something) higher: Binayı bir kat yükseltmeye karar verdiler. They decided to make the building one story higher
- yükseltmek
- set up
- yükseltmek
- to raise, increase: Sesini yükseltti. He raised his voice. Gazetenin fiyatını yükselttiler. They've raised the price of the newspaper
- yükseltmek
- (Hukuk) promote, step up
- yükseltmek
- promote , raise
- yükseltmek
- bump up
- yükseltmek
- hike up
- yükseltmek
- to turn up, increase (the sound of) (a radio, television, etc.): Radyonun sesini yükseltti. He turned up the radio
- yükseltmek
- louden
- yükseltmek
- run up
- yükseltmek
- jack up
- yükseltmek
- to raise, to lift up, to hoist; to boost, to increase, to bump sth up; to elevate, to exalt; to promote, to advance; to amplify
- yükseltmek
- scale up
- yükseltmek
- mark up
- yükseltmek
- to raise (a number) to (a higher power): Beşi onuncu kuvvete yükselt. Raise five to the tenth power
- yükseltmek
- jack
- yükseltmek
- boost
- yükseltmek
- swell out
- yükseltmek
- sublime
- yükseltmek
- {f} uplift
- yükseltmek
- swell up
- yükseltmek
- {f} upheave
- yükseltmek
- glorify
To raise one's name in later generations and thereby glorify one's parents, this is the greatest expression of filial piety.
- Birinin adını daha sonraki kuşaklarda yükseltmek ve böylece birinin ebeveynlerini övmek, bu anne babaya saygının en büyük ifadesidir.