Her nereye gitsem köpek beni izler.
- The dog follows me wherever I go.
O her nereye gitse, köpek onu izledi.
- The dog followed him wherever he went.
Nereye giderseniz gidin, istasyonların yanında kaldırımlar üstünde bırakılmış çok sayıda bisiklet görürsünüz.
- Wherever you go, you see a lot of bicycles left on sidewalks near stations.
O nereye giderse kaybolur.
- He gets lost wherever he goes.
Her nerede söylersen, Tom.
- Wherever you say, Tom.
Nereye gidersen git, nereden geldiğini unutma.
- Wherever you go, don't forget where you came from.
Her nerede söylersen, Tom.
- Wherever you say, Tom.
Her nereye gitse, oldukça sevilir.
- Wherever she goes, she is well liked.
Her nereye gitsem köpek beni izler.
- The dog follows me wherever I go.
Nerede olursa bir şekerleme yapabilirim.
- I can take a nap wherever.
Nerede olursa olsun baskıyla mücadele etmek için elimizden gelen her şeyi yapmak zorundayız.
- We must do everything we can to fight oppression wherever it occurs.
Add quotations wherever they are needed.
Wherever have you been, all my life?.
You can sit wherever you like.
I see mistakes wherever I look.
Their job is to go where they are called.
I'll follow you wherever you go.
- I will follow you wherever you go.
You may do that wherever you want.
- You may do that wherever you want to.
... us wherever we are. ...
... And wherever you are in language, culture, or ...