very unpleasant or annoying

listen to the pronunciation of very unpleasant or annoying
English - Turkish

Definition of very unpleasant or annoying in English Turkish dictionary

unpleasant
hoşa gitmeyen
unpleasant
{s} hoş olmayan

Hoş olmayan bir şey olacağını biliyorsan, örneğin dişçiye gideceğini, ya da Fransa'ya, öyleyse bu iyi değil. - If you know that something unpleasant will happen, that you will go to the dentist for example, or to France, then that is not good.

Hastanedeki hoş olmayan deneyimlerini telafi etmek için Tom içmesi gerekenden biraz daha fazla içti. - To compensate for his unpleasant experiences in the hospital, Tom drank a little more than was good for him.

unpleasant
nahoş

O bu tür görüşü nahoş bulur. - He finds this kind of opinion unpleasant.

unpleasant
{s} tatsız

Hastanedeki tatsız deneyimleri telafi etmek için, Tom onun için faydalı olandan biraz daha fazla içti. - To compensate for his unpleasant experiences in the hospital, Tom drank a little more than was good for him.

O iki saat tatsız bir hikaye hakkında konuştu. - He spoke about the unpleasant story for two hours.

unpleasant
antipatik

Kız kardeşinle çok antipatik olma, Tom. - Don't be so unpleasant with your sister, Tom.

unpleasant
fena
unpleasant
kaba
unpleasant
{s} sıkıcı
unpleasant
unpleasantnessnahoşluk
unpleasant
unpleasantlynahoşça
unpleasant
{s} çirkin
unpleasant
tatsızlık
English - English
unpleasant
very unpleasant or annoying

    Hyphenation

    ve·ry un·pleas·ant or an·noy·ing

    Turkish pronunciation

    veri ınplezınt ır ınoyîng

    Pronunciation

    /ˈverē ənˈplezənt ər əˈnoiəɴɢ/ /ˈvɛriː ənˈplɛzənt ɜr əˈnɔɪɪŋ/
Favorites