Para için o kadar çok kaygılanma.
- Don't worry about money so much.
O kadar fazla ödemeye param yetmez.
- I cannot afford to pay so much.
Çok fazla ağırlık kaldırırken kolunu incitti.
- He hurt his arm lifting so much weight.
Sizi çok güldürecek ne oldu?
- What happened to make you laugh so much?
Para için o kadar çok kaygılanma.
- Don't worry about money so much.
O kadar çok sigara içmesen iyi olur.
- You had better not smoke so much.
Kuniko hayatında daha önce hiç bu kadar çok içmedi.
- Kuniko has never drunk so much before in her life.
Keşke bacağım bu kadar çok acımasa.
- I wish my leg didn't hurt so much.