vazgeçilmez

listen to the pronunciation of vazgeçilmez
Turkish - English
irrevocable
(Konuşma Dili) die hard
necessary
inalienable
must-have
indispensable

Both air and water are indispensable for life. - Hem hava hem de su hayat için vazgeçilmezdir.

Cars are indispensable to suburban life. - Arabalar banliyö hayatı için vazgeçilmezdir.

vazgeçilmez koşul
sine qua non
vazgeç
back off
vazgeç
(Bilgisayar) abort
vazgeç
given up

Today's paper reports that the premier has given up the idea of visiting America. - Bügünkü gazete Başbakanın Amerikayı ziyaret etme fikrinden vazgeçtiğini bildiriyor.

I've given up eating meat. - Et yemekten vazgeçtim.

vazgeç
gave up

I gave up smoking for health. - Ben sağlık için sigara içmekten vazgeçtim.

They gave up their plan to climb Mt. Fuji. - Fuji Dağına tırmanma planlarından vazgeçtiler.

vazgeç
throw over
vazgeç
{f} forsaking
vazgeç
thrown over
vazgeç
{f} forsaken
vazgeç
dispense with

We cannot dispense with the rainforests. - Biz yağmur ormanlarından vazgeçemeyiz.

I cannot dispense with this dictionary. - Bu sözlükten vazgeçemem.

vazgeç
forsake
vazgeç
deter
vazgeç
waive
vazgeç
abdicate

The king was forced to abdicate. - Kral tahttan vazgeçmeye zorlandı.

vazgeç
forsook
vazgeç
desist from
vazgeç
renounce

The Japanese people have renounced war. - Japon halkı savaştan vazgeçti.

He renounced smoking and drinking. - O, sigara ve içki içmekten vazgeçti.

vazgeç
lay aside
vazgeç
abjure
vazgeç
give up

I tried to persuade Sam to give up his plan, only to fail. - Sam'i sadece başarısız olacak planından vazgeçmesi için ikna etmeye çalıştım,

He is too proud to give up. - O vazgeçemeyecek kadar çok gururludur.

vazgeç
forgo

Tom had to forgo his morning swim, on account of it being too cold. - Tom çok soğuk olduğu için sabah yüzmesinden vazgeçmek zorunda kaldı.

vazgeç
desist
vazgeç
givenup
vazgeç
throwover
vazgeç
cancel
vazgeç
gaveup
vazgeç
giveup
vazgeç
thrown#over
vazgeç
thrownover
vazgeç
throw#over