I'll read a book while you're sleeping.
- Sen uyurken ben kitap okuyacağım.
Tom was apparently murdered while he was sleeping.
- Görünüşe göre, Tom uyurken öldürüldü.
A burglar broke in while he was asleep.
- O uyurken içeri bir hırsız girdi.
I do like watching him when he is asleep.
- O uyurken onu izlemekten hoşlanıyorum.
I can't take it anymore! I haven't slept for three days!
- Artık daha fazla dayanamıyorum! Üç gündür uyumadım!
That baby will have slept five hours by noon.
- O bebek öğleye kadar beş saat uyumuş olacak.
This room is not suitable for sleeping.
- Bu oda uyumak için uygun değil.
It seems that the children will have to sleep on the floor.
- Çocuklar yerde uyumak zorunda kalacaklar gibi.
My mother has a kip every afternoon.
- Annem her öğleden sonra uyur.
I usually have a kip on Sundays.
- Pazar günleri genellikle uyurum.
This room is not suitable for sleeping.
- Bu oda uyumak için uygun değil.
You shouldn't sleep with a coal stove on because it releases a very toxic gas called carbon monoxide. Sleeping with a coal stove running may result in death.
- Kömür sobasıyla uyumamalısınız. Çünkü karbonmonoksit olarak adlandırılan çok zehirli bir gaz içerir. Kömür sobasıyla uyumak ölümle sonuçlanabilir.
It was too muggy for me to get to sleep last night.
- Dün gece hava uyuyamayacağım kadar çok nemliydi.
Tom couldn't get to sleep till after three last night.
- Tom dün gece üçten sonrasına kadar uyuyamadı.