I have to wake up at 6:30.
- Ben saat 6.30'da uyanmak zorundayım.
It is hard to wake up without a strong cup of coffee.
- Bir fincan koyu kahve olmadan uyanmak zordur.
I have to wake up at 6:30.
- Ben saat 6.30'da uyanmak zorundayım.
I want to wake up early tomorrow morning.
- Yarın sabah erken uyanmak istiyorum.
As soon as she wakes up, we'll turn on the music.
- O uyanır uyanmaz müziği açacağız.
I walked on tiptoes so as not to wake the baby.
- Bebek uyanmasın diye parmak ucumda yürüdüm.
She was afraid of waking the baby.
- Bebeği uyandırmaya korkuyordu.
I've been having trouble waking up.
- Uyanmakta zorlanıyorum.
He seemed to have just woken up from a dream.
- Az önce bir rüyadan uyanmış gibi görünüyordu.
When the full moon falls down on the roof at night, all the farmers are woken up.
- Gece dolunay çatının üzerine düştüğünde, tüm çiftçiler uyanır.
The alarm woke up Mayuko.
- Alarm Mayuko'yu uyandırdı.
When I woke up, I was sad.
- Uyandığımda üzgündüm.
The alarm clock wakes me at seven.
- Çalar saat beni 7:00 de uyandırır.
Although the alarm rang I failed to wake up.
- Alarm çalmasına rağmen uyanamadım.
I've been having trouble waking up.
- Uyanmakta zorlanıyorum.
I like waking up to music.
- Müzikle uyanmayı seviyorum.
The police found a truck matching that description.
- Polis bu tanıma uyan bir kamyon buldu.