Tom has no manners at all.
- Tom'un hiç tutumu yok.
Dr. Jackson has a good bedside manner.
- Dr Jackson'ın hastalara karşı iyi bir tutumu var.
She had an unfriendly attitude.
- Onun düşmanca bir tutumu vardı.
As much as 90 percent of happiness comes from elements such as attitude, life control and relationships.
- Mutluluğun yüzde 90 kadarı tutum, yaşam kontrolü ve ilişkiler gibi unsurlardan geliyor.
Western countries are jumping on Japan for its stance on the issue.
- Batı ülkeleri konuyla ilgili tutumundan dolayı Japonya'ya atlıyor.
He took an uncertain stance.
- O değişken bir tutum takındı.
The child's behaviour and attitude towards his fellow students was exemplary.
- Çocuğun okul arkadaşlarına karşı davranışı ve tutumu ibret vericiydi.
Social attitudes oftentimes take generations to change.
- Toplumsal tutumlar genellikle nesilleri değişime götürür.
Such attitudes cannot be tolerated in our society.
- Böyle tutumlar toplumumuzda hoşgörülemez.