Select Keyboard: Türkçe ▾ X
| ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|
|
Yakın bir gelecekteki senin ziyaretini gerçekten dört gözle bekliyorum.
- I really look forward to your visit in the near future.
Bu problemler yakın gelecekte çözülmüş olacak.
- These problems will be solved in the near future.
Ben müstakbel karımı görüyorum.
- I see my future wife.
Basit gelecek zaman denilen şey İngilizce sınavında kabul edilse bile, o mevcut değildir.
- It is even becoming accepted even in exam-English that that called simple future tense does not exist.
Senin için parlak bir gelecek görüyorum.
- I see a bright future for you.
Gelecek gerçekten parlak görünüyor.
- The future looks really bright.
İleride polis olmak istiyor.
- He wants to be a policeman in the future.
O, onu ileride kullanmak üzere bir kenara koydu.
- She set it aside for future use.
Kim gelecekte bir diplomat olmaya niyet ediyor.
- Kim means to be a diplomat in the future.
Gelecekte bir pilot olmak istiyorum.
- I want to be a pilot in the future.
Altın vadeli işlemleri hızla yükseldi.
- Gold futures were sharply higher.
There is no future in dwelling on the past.
... America, roads, bridges schools. We do those things, not only is your future going to be ...
... you access the internet, the electromagnetic force of the future? You will do it in your ...