O mallarının fiyatını düşürmek zorunda kaldı.
- He had to reduce the price of his wares.
O mağaza, fiyatlarını düşürmek zorunda kaldı.
- That store had to reduce their prices.
Bu şirket çevresel kaplama alanını azaltmak için yeni teknolojiler kullanıyor.
- This company is using new technologies to reduce its environmental footprint.
O ithalatta vergi azaltmak istedi.
- He wanted to reduce the tax on imports.
Enerji talebini azaltmalıyız.
- We must reduce energy demand.
Doktor Tom'a kırmızı et tüketimini azaltmasını söyledi.
- The doctor told Tom to reduce his red meat consumption.
Maliyetleri düşürmeye çalışmalıyız.
- We must try to bring down costs.
Doktor Tom'a kırmızı et tüketimini azaltmasını söyledi.
- The doctor told Tom to reduce his red meat consumption.
O, vergileri azaltabildi.
- He was able to reduce taxes.
The latest budget reforms are intended to bring down the level of inflation.''.
... spending that the military hasn't asked for. That's $8 trillion. How we pay for that, reduce ...
... demand that people have to live in decent housing, we could reduce the size of the slums. ...