Onu memnun etmek zordur.
- He is hard to please.
Bazı doktorlar hastalarını memnun etmek için bir şeyler söylerler.
- Some doctors say something to please their patients.
Lütfen burayı imzalayın.
- Please sign your name here.
Kapıyı kapatın, lütfen.
- Close the door, please.
Bu kitaptan büyük bir keyif alacaksınız.
- You will derive great pleasure from this book.
Okumak, yaşamın büyük keyiflerinden biridir.
- Reading is one of life's great pleasures.
O, korku filmlerii izlemekten zevk alır.
- She takes pleasure in seeing horror films.
Okyanusta yüzmek benim en büyük zevkimdir.
- To swim in the ocean is my greatest pleasure.
Mary'nin gözleri sevinçle parlıyordu.
- Maria's eyes lightened with pleasure.
Onu mutlu etmek oldukça zordur.
- He is rather hard to please.
Lütfen ne olursa olsun sigara içme.
- Please don't smoke cigarettes no matter what.
Her presentation pleased the executives.
May I help you? —Please.
Oh, please, do we have to hear that again?.
Just do as you please.
Could you tell me the time, please?.
... CROWLEY: Mr. President, let me move you on here please. Mr. President, (inaudible). ...
... >>Lady Gaga: Please leave all fashion accessories. ...