Onu memnun etmek zor.
- She's hard to please.
Onu memnun etmek zor.
- It's hard to please him.
Kapıyı kapatın, lütfen.
- Close the door, please.
Lütfen bana nerede yaşayacağını söyle.
- Please tell me where you will live.
Her presentation pleased the executives.