Büyük süslü bir düğün istemiyorum.
- I don't want a big, fancy wedding.
Böyle süslü bir evde yaşayabileceğimi bir an bile asla hayal etmedim.
- I never for a moment imagined I'd be able to afford to live in such a fancy house.
Böyle süslü bir evde yaşayabileceğimi bir an bile asla hayal etmedim.
- I never for a moment imagined I'd be able to afford to live in such a fancy house.
Bir ejderha hayali bir yaratıktır.
- A dragon is a creature of fancy.
Her nedense o kızdan hoşlanmaya başladım.
- Somehow I have taken a fancy to that girl.
Onun seyahat için büyük bir merakı var.
- He has a great fancy for travelling.
Bu pantolon benim için çok süslü.
- These pants are too fancy for me.
Benim lüks bir arabam yok.
- I don't have a fancy car.
Hiç lüks bir araba sahibi olmak istedin mi?
- Have you ever wanted to have a fancy car?
Mary'nin kocası gecikmiş yıldönümü yemekleri için onu fantazi Fransız restoranına götürdü.
- Mary's husband took her to the fancy French restaurant for their belated anniversary dinner.
Aşk sadece bir fantezidir.
- Love is just a fancy.
O, fantezi bir şey değildi.
- It wasn't anything fancy.
Büyük süslü bir düğün istemiyorum.
- I don't want a big, fancy wedding.
Böyle süslü bir evde yaşayabileceğimi bir an bile asla hayal etmedim.
- I never for a moment imagined I'd be able to afford to live in such a fancy house.
Do you just like her or do you like like her?.
I fancy that girl over there.
I'm not keen on him and his fancy ideas.
He initiated the game winning play with a fancy, deked saucer pass to the winger.
Do you fancy going to town this weekend?.
This box contains bottles of the fancy grade of jelly.
He took a fancy to her.
This is a fancy shawl.
The film rose from Stephen's fancy.
... So Jai is here in The Fancy Web site. ...
... already signed in on The Fancy Web site, he's automatically ...