John ve Mary birbirini seviyordu.
- John and Mary loved each other.
Birbirinizi tanıyor musunuz?
- Do you know each other?
İki leydi birbirine gülümsedi.
- The two ladies smiled at each other.
İki erkek kardeş birbirine gülümsedi.
- The two brothers smiled at each other.
İki erkek çocuk birbirlerini suçlamaya başladı.
- The two boys began to blame each other.
İki insan birbirlerini mükemmel şekilde anlıyorlardı, ve birbirlerinin güçlü niteliklerine karşılıklı saygıları vardı.
- The two men understood one another perfectly, and had a mutual respect for each other's strong qualities.
Biz birbirimizi tanımıyoruz.
- We don't know each other.
Birbirimizi anlamaya çalışarak yakınlaşırız fakat sadece birbirimizi incitiriz ve ağlarız.
- We get closer, trying to understand each other, but just hurt each other and cry.
Ne zaman tekrar birbirimizi görebiliriz?
- When can we see each other again?
Biz birbirimizi tanımıyoruz.
- We don't know each other.
Maria and Robert loved each other.
... smashing into each other and having an argument over who ...
... But if we're honest with each other, we'll also admit that ...