Tom kesinlikle seksenin üzerindeymiş gibi görünmüyor.
- Tom certainly doesn't look like he's over eighty.
Acı çekiyor gibi görünüyorsun.
- You look like you're in pain.
Neyiniz var, Jane? İyi hissetmiyor gibi görünüyorsunuz.
- What's the matter, Jane? You look like you aren't feeling well.
Arkadaşım 18'indeymiş gibi göstermek için kimliğinde oynama yaptı.
- My friend doctored his ID to make it look like he was 18.
O, öğle yemeğinde zamanında olmak için babasına söz verdi.
- She promised her father to be in time for lunch.
Tom'un yerinde olmak istemem.
- I wouldn't like to be in Tom's shoes.
Tom bir turiste benzemek istemiyordu.
- Tom didn't want to look like a tourist.
Onlara benzemek istiyorum.
- I want to look like them.
He loved him so hard that he loved all his whiskers off, and the pink lining to his ears turned grey, and his brown spots faded. He even began to lose his shape, and he scarcely looked like a rabbit any more, except to the Boy.